Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da Uygur Türkü kadınların başörtüsü ve geleneksel kıyafetleri, dinî özgürlükler ve kültürel kimlik üzerindeki baskıların önemli başlıkları arasında yer alıyor. İnsan hakları kuruluşlarının raporları, kıyafetlere yönelik müdahalelerin münferit olaylarla sınırlı olmadığını, Uygur kadınların dinî yaşamını ve kültürel kimliğini hedef alan daha geniş bir baskı ortamının parçası olduğunu ortaya koyuyor.
Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği (ETHR) tarafından 16 Şubat 2026’da yayımlanan Doğu Türkistan 2025 İnsan Hakları İhlalleri Endeksi, din ve inanç özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları, zorla çalıştırmayı, dijital gözetimi ve keyfî tutuklamaları 14 ayrı ihlal kategorisi kapsamında ele aldı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) de 27 Ağustos 2026’da yayımladığı açıklamada, bölgede dinî ve kültürel kimliğin aşındırılmasına yönelik uygulamaların devam ettiğine dikkat çekti.
BAŞÖRTÜSÜ VE GELENEKSEL KIYAFETLER BASKI ALTINDA
Uygur kadınların başörtüsü takması ve geleneksel kıyafetlerini tercih etmesi, Çin yönetiminin dinî uygulamaları ve toplumsal yaşamı denetlemeye yönelik politikaları kapsamında uzun süredir gündeme geliyor. Bu müdahaleler, yalnızca kıyafet seçimine ilişkin bir mesele değil; kadınların inançlarını özgürce yaşama ve kendi kültürel kimliklerini koruma hakları açısından da önem taşıyor.

ABD merkezli Uygur İnsan Hakları Projesi (UHRP) tarafından Şubat 2024’te yayımlanan Kur’an Öğrenmenin Bedeli: Uygur Kadınlar ve Dinî Zulüm başlıklı rapor, Uygur kadınların başörtüsü takmak, dinî bilgi edinmek ve dinî toplantılara katılmak gibi faaliyetler nedeniyle baskıya maruz kaldığını belgeliyor. Araştırmacılar, sızdırılan Çin polis kayıtlarını ve diğer kanıtları inceleyerek kadınların dinî faaliyetlerle bağlantılı gerekçelerle uzun hapis cezalarına çarptırıldığı vakaları ortaya koyuyor.
Raporda yer verilen bulgular, Çin yönetiminin dinî uygulamaları aşırılıkçılıkla ilişkilendiren yaklaşımının, kadınların gündelik yaşamına kadar uzanan sonuçlarını gözler önüne seriyor.
“GÜZELLEŞTİRME” KAMPANYALARIYLA ASİMİLASYON BASKISI
Uygur kadınların geleneksel kıyafetlerine yönelik baskılar geçmiş yıllarda da belgelendi. UHRP’nin Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi’ne (CEDAW) sunduğu belgede, uzun etek ve peçe gibi kıyafetlere yönelik kısıtlamalara, kadınların sokakta durdurulmasına ve etek boylarının zorla kısaltılmasına ilişkin örneklere yer verildi.

Aynı belgede, Çin yönetiminin 2011’de başlattığı “Project Beauty” (Güzellik Projesi) adlı kampanyanın, Uygur kadınları peçe ve cilbab gibi geleneksel kıyafetleri bırakıp modern moda anlayışını benimsemeye teşvik ettiği belirtildi. Rapora göre moda gösterileri ve güzellik yarışmaları da kadınların giyim tercihlerini dönüştürmeyi amaçlayan kampanyalar arasında yer aldı.
Bu uygulamalar, devletin kadınların ne giyeceğine ilişkin tercihlerine müdahalesinin yanı sıra, Uygur toplumunun dinî ve kültürel görünümünü dönüştürmeye yönelik politikalar bakımından da tartışma konusu oldu.
BASKI YALNIZCA KIYAFETLERLE SINIRLI DEĞİL
Doğu Türkistan’daki Uygur kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar, kıyafet kısıtlamalarının ötesine geçiyor. UHRP’nin 2024 tarihli araştırması; dinî faaliyetlerde bulunan kadınların tutuklanması, uzun süreli hapis cezaları, gözetim ve aile yaşamına yönelik müdahaleler gibi ihlalleri de belgeliyor.

Uluslararası Af Örgütü de Çin yönetiminin 2017’den itibaren yoğunlaştırdığı baskı politikalarının, Müslüman toplulukların dinî ve kültürel pratiklerini hedef aldığını belirtiyor. Kuruluşun araştırmasına göre başörtüsü kullanmak, düzenli ibadet etmek ve Uygur kültürüne ait yayınları bulundurmak gibi faaliyetler, yetkililerin aşırılıkçılıkla ilişkilendirdiği davranışlar arasında değerlendirilebiliyordu.
İnsan Hakları İzleme Örgütü ise Ağustos 2026 tarihli açıklamasında, bölgede keyfî tutuklamaların, haksız hapis cezalarının, kitlesel gözetimin ve dinî-kültürel kimliğe yönelik baskıların sürdüğünü bildirdi. Kuruluş, mevcut uygulamaları insanlığa karşı suçlar bağlamında değerlendirerek uluslararası topluma daha güçlü adımlar atılması çağrısında bulundu.
UYGUR KADINLARIN KİMLİĞİNİ KORUMA MÜCADELESİ
Doğu Türkistan’da başörtüsü ve geleneksel kıyafetler üzerinden yürütülen baskılar, Uygur Türklerinin dinî ve kültürel kimliklerini koruma mücadelesinin önemli bir boyutunu oluşturuyor. Kadınların giyim tercihlerine müdahale edilmesi, bireysel özgürlüklerin yanı sıra kültürün aile içinde ve kuşaklar arasında aktarılmasını da etkiliyor.
2026 yılında yayımlanan insan hakları değerlendirmeleri, bölgede din ve inanç özgürlüğüne ilişkin sorunların uluslararası gündemdeki yerini koruduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, bağımsız gözlemcilerin bölgeye erişimindeki kısıtlamalar ve bilgi akışına yönelik denetim, ihlallerin kapsamını bağımsız biçimde belirlemeyi güçleştiriyor.
Uygur kadınların inançlarına uygun kıyafetler giyebilmesi, dinî pratiklerini özgürce yerine getirebilmesi ve kültürel kimliğini koruyabilmesi, temel insan haklarının ayrılmaz bir parçası. İnsan hakları kuruluşlarının raporları, Doğu Türkistan’daki bu özgürlüklerin korunması için bağımsız inceleme, uluslararası izleme ve hesap verebilirlik mekanizmalarının önemini ortaya koyuyor.



İlk yorum yapan siz olun