İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Uygur Teşkilat temsilcileri Taha Kılınç’la bir araya geldi

Uygur STK temsilcileri, Doğu Türkistan’daki baskılara tanıklık eden gazeteci-yazar Taha Kılınç’la İstanbul’da buluştu. Katılımcılar, Kılınç’ın kitabının Uygur soykırımının duyurulmasındaki önemini şükranla takdir etti.

Uygur Teşkilat Temsilcileri, 14 Ekim 2025 tarihinde Uygur Teşkilatlar Platformu tarafından İstanbul’daki Korgan Uygur Restoranı’nda düzenlenen bir buluşmada, Doğu Türkistan’ın Kaşgar, Artuş, Yarkent, Hotan, Gulca, Ürümçi ve Turfan gibi kadim şehirlerini ziyaret ederek burada bizzat şahit olduğu Çin’in baskı politikalarını kaleme alan gazeteci-yazar Taha Kılınç ile bir araya geldi.

Buluşma etkinliğine, İsa Yusuf Alptekin Vakfı, Doğu Türkistanlılar Federasyonu, Dünya Uygur Kurultayı Vakfı, Yusuf Has Hacib Vakfı ve Uygur Akademisi Vakfı gibi kuruluşların yanı sıra kardeş kuruluşlardan Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği ile Taklamakan Kitabevi temsilcileri; ayrıca Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk başta olmak üzere akademisyenler ve yazarlar katıldı.

Doğu Türkistanlılar Federasyonu ile İsa Yusuf Alptekin Vakfı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte, Doğu Türkistan STK temsilcileri, Doğu Türkistan halkı adına Taha Kılınç’a teşekkürlerini iletti. Programın sonunda Federasyon Başkanı Hasan Abliz ve Başdanışman Abdullah Oğuz, Taha Kılınç’a Doğu Türkistan haritasının işlendiği özel bir plaket takdim etti.

“Bir Milletin Hafızası Silinmeye Çalışılıyor”

Taha Kılınç, Doğu Türkistan’a yaptığı ziyaretler sırasında karşılaştığı baskı ortamını, inanç özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları ve kültürel yıkımı özetleyerek anlattı. Kılınç, seyahati sırasında camilerin kapalı, ibadetlerin yasaklı, başörtüsünün ise kamusal alanda engellendiği bir atmosferle karşılaştığını belirterek şunları söyledi: “Bir milletin hafızası sistematik olarak silinmeye çalışılıyor. Doğu Türkistan Seyahatnamesi olarak kaleme aldığım Kayıp Coğrafyanın İzinde adlı kitap, bu yok edilişin sessiz tanığıdır.

Gazeteci-yazar, Haziran 2025’te Gulca’dan Kaşgar’a, Yarkent’ten Hotan ve Turfan’a uzanan sekiz günlük yolculuğu boyunca Uygurların dini ve kültürel mirasının büyük ölçüde tahrip edildiğini gözlemledi.

Kaşgar’da camilerin yerinde alkollü restoranlar ve kamu binaları gördüm. Bazı camilerin yerlerini tek tek tespit ettik,” diyen Kılınç, seyahati boyunca çektiği 300’den fazla fotoğrafı da kitabında belge olarak yer verdiğini aktardı.

Kılınç, seyahatleri sırasında yerel halkla doğrudan temas kurarak onların yaşadıkları baskıları dinlediğini, özellikle ibadet kısıtlamaları, zorla asimilasyon politikaları ve kültürel hafızanın yok edilmesine dair tanıklıkları kayda geçtiğini ifade etti.

Bazı Uygurlar yaşadıklarını açıkça anlatmaktan korkuyordu. Duyulmasını istemedikleri acılar, yüzlerine yansıyan sessizlikte gizliydi,” diyerek bölgedeki atmosferin ağırlığını vurguladı.

Kitabın yayınlanması engellenmeye çalışıldı

Kılınç, kitabının yayımlanma sürecinde çeşitli baskılarla karşılaştığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Batı ülkeleriyle ilgili çok daha sert eleştiriler içeren kitaplar rahatlıkla yayımlanabiliyor, kimse zorluk yaşamıyor. Ancak bu kitabı yayımlamadan önce Çin tarafı, farklı kanallar üzerinden engelleme ve müdahale girişimlerinde bulundu. Demek ki orada (duyulmasını istemedikleri) neleri gördüğümü ve neye tanıklık ettiğimi açıkça biliyorlar. Kitabın içeriğini hiç görmeden yayını önlemeye çalışmaları da bunun en açık göstergesi.

Doğu Türkistan STK’larından Dayanışma Mesajı

Etkinlikte konuşan Uygur temsilciler, Taha Kılınç’ın Doğu Türkistan’a dair cesur tanıklığının, halkın yaşadığı zulmün Türkiye kamuoyuna duyurulmasında önemli bir katkı sunduğunu vurguladı. Hasan Abliz, “Kılınç’ın sahadan aktardığı gözlemler sadece bir seyahat anlatısı değil; aynı zamanda Doğu Türkistan halkının maruz kaldığı baskıların tarihî bir belgesidir,” dedi.

Doğu Türkistan STK temsilcileri ayrıca, Kılınç’ın çalışmasının Doğu Türkistan meselesine yönelik farkındalığın artmasına ve Türkiye’deki dayanışmanın güçlenmesine vesile olduğunu belirtti. Uygur STK’larının düzenlediği bu buluşma, Kılınç’ın kitabının yalnızca bir edebî çalışma değil, aynı zamanda soykırımın tanığı nitelikte bir belge ve Doğu Türkistan halkının sesi olarak görülmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

Unutulmayan Tanıklık

Ketebe Yayınları’ndan çıkan Kaybolan Toprağın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi, hem tarihî arka planı hem de sahadan yapılan gözlemleriyle dikkat çekiyor. Kılınç, eserinde Kaşgarya Emirliği, Şarki Türkistan Cumhuriyetleri, Abdulkadir Damolla ve Osman Batur gibi figürlere de yer vererek bölgenin zengin tarihini günümüzün trajik gerçekleriyle buluşturuyor.

Kitapla ilgili Uygur Haber’e değerlendirmelerde bulunan araştırmacı Abdullah Oğuz, eserin önemini şu sözlerle dile getirdi: “Komünist Çin rejiminin 2016’dan bu yana Doğu Türkistan’da işlenen soykırımı örtbas etmek için satın aldığı veya kontrolündeki ‘gazeteciler’ aracılığıyla sergilediği tiyatral gösteriler ve yalan propagandalar artık herkesin malûmudur. Gazeteci-yazar Taha Kılınç ise gazeteci kimliğini gizleyerek Doğu Türkistan’ın neredeyse tüm bölgelerine girip bizzat tanıklık etmiş, geniş kapsamlı fotoğraflar ve gözlemlerle gerçekleri kayda geçirmiştir. Bu çalışma, Çin’in propaganda duvarını paramparça eden somut delillerle doludur. Kitabın yaygın dağıtımı ve olabildiğince çok kişiye ulaşması hayati önemdedir.

Bu değerlendirmeye paralel olarak Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk da şu ifadelere yer verdi:

“ÇKP sermayesine veya ideolojisine vicdanını ve milliyetini satmış türlerin, yine ÇKP sermayesiyle düzenlenen ‘Xinjiang turları’ sonrası Türkçemizi kirleterek yazdıkları gayri hakiki ve gayri insani anlatılar mide bulandırıcıydı. İlgili türlerden hem soy hem kimlik olarak tamamen farklı olan, Yörük-Türkmen evladı Müslüman gazeteci Taha Kılınç, kendi imkânlarıyla müstakil bir şekilde Doğu Türkistan’a gitti ve gerçekleri yerinde gördü. Türkistanlıların yaşadıklarını Çin faşizminin dilinden anlatan kimliksiz, soyu bozuk satılık kalemlerin aksine, sekiz günlük saha gezisinde ne gördüyse ve yaşadıysa olduğu gibi anlattı, kitaplaştırdı. Taha Kılınç beyin Doğu Türkistan’da görüşleri, yaşadıkları ile ilgili röportajları sosyal medyayı kasıp kavuruyor.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir Yorum Yazın