Uygur temsilciler, Prag’daki Forum 2000 Konferansı’na katılarak soykırım ve sınır ötesi baskı konularını öne çıkardı; soykırımın durdurulması ve Uygur mültecilerin korunması için daha güçlü bir küresel dayanışma çağrısında bulundu.
Prag’da “Çalkantılı Bir Dönemde Demokrasiyi Savunmak” temasıyla 12-14 Ekim 2025 tarihleri arasında düzenlenen 29. Forum 2000 Konferansı, dünyanın dört bir yanından siyasetçileri, düşünürleri ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirerek küresel ölçekte demokrasiyi tehdit eden unsurları tartıştı. Uygur temsilciler ve savunucular da konferanstaki üst düzey oturumlarda yer alarak, Doğu Türkistan’daki soykırım ve insan hakları ihlallerini otoriterlik ve sınır ötesi baskı konularıyla ilişkilendirdi.
Çek Bilimler Akademisi’ne bağlı Oryantal Enstitü’den araştırmacı Dr. Ondřej Klimeš’in moderatörlüğünde düzenlenen “Uygur Diasporasına Yönelik Sınır Ötesi Baskılar ve Uygur Mültecilere Nasıl Yardım Edilebilir?” başlıklı oturumda; İlham Tohti İnisiyatifi Başkanı Enver Can, Dünya Uygur Kongresi Başkan Yardımcısı Zumretay Erkin, araştırmacı ve insan hakları savunucusu Nyrola Elima ile ABD merkezli insan hakları avukatı Rayhan Asat konuşmacı olarak yer aldı. Katılımcılar, Uygurların yurt dışında da Pekin tarafından organize edilen taciz, gözetim ve tehditlerle karşı karşıya kaldığını vurguladı. Panelde, demokratik ülkelerin Çin baskısından kaçan Uygur mültecileri nasıl daha iyi koruyabileceği ve uluslararası sığınma mekanizmalarının nasıl güçlendirilebileceği tartışıldı.
Enver Can, Uygurları hedef alan sınır ötesi baskılara karşı kolektif eylemin ve demokratik dayanışmanın önemini vurguladı. Oturumu, zulümden kaçanların korunmasında sivil toplum ile demokratik hükümetler arasındaki iş birliğini güçlendirmek için önemli bir fırsat olarak değerlendirdi.
Nyrola Elima, Tayland’daki toplu iade vakaları, Interpol kırmızı bültenlerinin kötüye kullanımı ve Türkiye’de son dönemde yaşanan Uygur gözaltılarını örnek göstererek, Uygur mültecilerin karşı karşıya olduğu süregelen zorluklara dikkat çekti. Zorla geri gönderilmeleri önlemek için uluslararası aktörler arasında acil bir koordinasyon gerektiğini vurguladı.
Rayhan Asat, iki ayrı oturumda yaptığı konuşmalarda Uygur soykırımını Tibet’teki çevresel yıkım gibi küresel krizlerle ilişkilendirerek, otoriter sistemlerin hem insani hem de ekolojik zararı nasıl derinleştirdiğini anlattı.

Zumretay Erkin, “Avrupa’daki Uygur Sığınmacılara Nasıl Yardım Edilebilir?” başlıklı oturum da dahil olmak üzere çeşitli oturumlarda yer aldı. Uygur sığınmacıların karşı karşıya olduğu vatansızlık, süresi dolan seyahat belgeleri ve sürekli gözetlenme korkusuna dikkat çekti. Konferans üzerine yaptığı değerlendirmede, bu yılki Forum’un, otoriter rejimlerin iş birliğini artırdığı ve demokratik gerilemenin hız kazandığı bir dönemde, savunmasız topluluklar için kritik bir zamanda gerçekleştiğini belirtti.
Konferansta ayrıca Dünya Uygur Kongresi Yürütme Komitesi Üyesi ve Campaign for Uyghurs Başkanı Rushan Abbas, “Güçsüzlerin Gücü” başlıklı oturuma katıldı. Yaklaşık yirmi yıl önce ilk kez Forum 2000’e katıldığını hatırlatan Abbas, o dönemde merhum Václav Havel ile tanıştığını anlatarak, Çin’in Uygurlara yönelik soykırım suçlarını ifşa etmeye kararlı olduğunu ifade etti.

Uygur temsilciler ayrıca Çekya Cumhurbaşkanı Petr Pavel ve Forum 2000 İcra Direktörü Jakub Klepal ile kısa bir görüşme gerçekleştirerek, Çekya’nın insan hakları ve demokrasi konularındaki tutarlı desteğinden dolayı teşekkür etti.
Konferans boyunca Uygur temsilciler; Prag Belediye Başkan Yardımcısı Zdeněk Hřib, eski NED Başkanı Carl Gershman, Tibet Sikyong’u Penpa Tsering ve eski Sikyong Dr. Lobsang Sangay gibi önde gelen isimlerle de bir araya geldi. Bu temaslar, demokratik hareketlerin otoriter genişlemeye karşı ortak direniş kararlılığını ve insan haklarını savunma iradesini ortaya koydu.
Václav Havel ve Nobel ödüllü Elie Wiesel tarafından kurulan Forum 2000 Konferansı, demokratik diyalog ve küresel iş birliği için en önemli platformlardan biri olmayı sürdürüyor. Bu yılki tartışmalar, demokrasi mücadelesi ile Uygurlar gibi zulme uğrayan halkların savunulmasının aynı davanın ayrılmaz parçaları olduğunu bir kez daha teyit etti.





İlk yorum yapan siz olun