Avrupa’da 25 yıllık geçmişe sahip Měsíc autorského čtení edebiyat festivaline şair Abide Abbas Nesrin ilk Uygur şairi olarak katıldı.
25 yıllık bir geçmişe sahip olan Měsíc autorského čtení (Yazar Okumaları Ayı) etkinliği, her yıl 31 ülkeden yazarları davet ederek Temmuz ayı boyunca Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve kısmen Ukrayna şehirlerinde düzenleniyor.
Bu yıl, 1 Temmuz’dan 31 Temmuz 2025’e kadar devam eden etkinliğin teması “sürgün” olarak belirlendi ve sürgünde yaşayan yazar ve şairlere adandı. Etkinlik siyasi değil, edebi, insani ve kültürel bir formatta düzenleniyor. “Sürgün” teması aracılığıyla küresel edebiyat, kimlik, vatan ve toplum konuları ele alınıyor.

Bu yılki festivale, 26 ülkeden, 4 kıtadan ve yaklaşık 20 farklı dilde eserler üreten 31 sürgündeki edebiyatçı katıldı. Bu isimler arasında Uygur edebiyatının ve sürgün edebiyatının önde gelen temsilcilerinden biri olan şair Abide Abbas Nesrin de yer aldı. Nesrin, festival tarihinde bu etkinliğe katılan ilk Uygur şairi olarak önemli bir iz bıraktı.
Abide Abbas Nesrin’in şiirleri, 21 ve 22 Temmuz’da Çek Cumhuriyeti’nin Brno ve Ostrava şehirlerinde, 23 ve 24 Temmuz’da Slovakya’nın Prešov şehri ve başkenti Bratislava’da düzenlenen etkinliklerde dinleyicilerle buluştu. Ayrıca, etkinlikler festivalin web sitesi ve YouTube üzerinden yayınlandı, böylece küresel bir izleyici kitlesine ulaştı.

Nesrin’in okuduğu şiirler, duygu yüklü ve etkileyici üslubuyla dünyanın farklı yerlerinden gelen dinleyiciler tarafından coşkuyla karşılandı ve büyük övgü topladı. Şiirleri, sürgün temasının yarattığı duygusal ve düşünsel derinliği yansıtarak, dinleyiciler üzerinde güçlü bir etki bıraktı.
Bu “Sürgün” edebiyat festivaline katılıp Uygurları temsilen çağdaş Uygur şiirinin ve Uygurların sesi olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Nesrin, Uygur Haber’e yaptığı açıklamasında şöyle dedi: “Bu süreçte dünyanın farklı yerlerinden gelen katılımcılar ve gazetecilerle hararetli sohbetler yaptık. Onlar, Uygur edebiyatına ve Uygurlara duydukları derin ilgiyi, Uygurların ulusal kimliklerini ve kültürlerini korumak için diasporadaki Uygurların ellerinden geleni yapmaları yönündeki umutlarını ifade ederken, her zaman Uygur edebiyatını, kültürünü ve sanatını desteklediklerini ve Uygurların yanında olduklarını belirttiler“.

Etkinlik katılımcılarının sıcak ve dostane karşılamalarından, sevgi dolu davranışlarından büyük memnuniyet duyduğunu belirten Nesrin, vize ve diğer zorluklar nedeniyle bu festivale katılamayan diğer Uygur yazarların, bir sonraki etkinlikte yer alarak Uygur edebiyatını ve kültürünü Avrupa üzerinden uluslararası arenada tanıtmasını içtenlikle umduğunu ifade etti.
Çek Bilimler Akademisi’nden Uygur araştırmaları uzmanı Dr. Ondřej Klimeš, etkinlikle ilgili Uygur Haber’e yaptığı açıklamada, “Bana göre Nesrin, izleyicilerden çok olumlu ve empatik tepkiler aldı. İzleyiciler, onun yazma ilhamını aldığı kişisel motivasyonları ve daha geniş bağlamda Uygur kültürü ile Uygur vatanındaki mevcut durumuyla ilgilendiler,” ifadelerini kullandı.

Kıdemli aktivist ve İlham Tohti İnisiyatifi’nin kurucu başkanı Enver Can, şu ifadelerde bulundu: “Diasporada, özellikle Batı dünyasında Uygur kültürünü ve edebiyatını tanıtmak çok önemlidir. Demokratik Batı dünyasında, politikadan ziyade kültür ve sanatı tanıtarak daha fazla ilgi ve sempati kazanabiliriz. Bu açıdan, Nesrin Hanım’ın Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’daki ilk çalışması hem bir başlangıç oldu hem de Uygur kültürünü farklı toplumlara takdim etme açısından büyük önem taşımaktadır. Bu vesileyle genç şairemizi tebrik eder, bu yöndeki çalışmalarında başarılar dilerim.”
Sürgün Edebiyat Festivali’nin organizatörü Pavel Dlabík’in aktardığına göre, Klimeš’in tavsiyesiyle başka Uygur yazarlar da listeye alınmış olsa da, vize ve maddi zorluklar nedeniyle bu yıl diğerlerini davet etme imkanı olmadı. Etkinlik organizatörleri, ileride Uygur ve diğer sürgündeki yazarlara daha fazla kapı açmayı ve sürgün edebiyatını yayınlama projeleriyle desteklemeyi umuyor.
Uygur Haber kaynağını belirtmeyi unutmayın.





İlk yorum yapan siz olun