Uyghur Rights Monitor (URM), Çin’in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin’in Türkiye’de yürüttüğü kapsamlı nüfuz faaliyetlerini deşifre etti. URM araştırmacısı Erk Altay’ın hazırladığı rapor, Pekin’in siyaset, medya ve kurumlar üzerinden kurduğu çok katmanlı etki ağını ortaya koydu. Jiang’ın 18 ayda gerçekleştirdiği yoğun temas trafiği ise klasik diplomasi sınırlarını aşan organize bir operasyonu gözler önüne seriyor.
KURUMSAL SIZMA: DEVLETİN TÜM KATMANLARINA UZANAN AĞ
Rapora göre Çin’in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, göreve başladığı Ocak 2025’ten itibaren Türkiye’de geniş çaplı bir temas trafiği yürüttü. 18 ay içerisinde 210’dan fazla resmi görüşme gerçekleştiren Jiang, bakanlıklardan yerel yönetimlere kadar devletin kritik noktalarına doğrudan erişim sağladı.
Bu temasların sıradan diplomatik ilişkilerden ibaret olmadığı, aksine Çin’in stratejik öncelikleri doğrultusunda seçilmiş kurumları hedef aldığı vurgulandı.
MEDYA VE ALGI OPERASYONU: TÜRK KAMUOYU YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLİYOR
Raporda, Çin’in yalnızca siyasi değil, aynı zamanda medya alanında da aktif bir propaganda kampanyası yürüttüğü belirtildi. Televizyon programları, gazeteler ve köşe yazıları üzerinden Çin’in söylemi yaygınlaştırılırken, yayıncılara “doğru ve objektif” içerik çağrısı yapıldığı kaydedildi.
Bu süreçte amaç, Çin’in Doğu Türkistan politikalarına yönelik eleştirileri zayıflatmak ve kamuoyunda alternatif bir algı oluşturmak olarak değerlendiriliyor.
SİYASİ YELPAZEYE TEMAS: TÜM PARTİLERLE İLİŞKİ
Araştırma, Çin’in Türkiye’de yalnızca belirli bir siyasi çevreyle sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor. Farklı ideolojilere sahip partilerle temas kurulurken, çok partili toplantılar ve ziyaretlerle geniş bir siyasi etki alanı oluşturuldu. Bu durum, Pekin’in Türkiye’deki nüfuzunu kurumsallaştırma çabasının önemli bir ayağı olarak öne çıkıyor.
KÜLTÜREL DİPLOMASİ: YUMUŞAK GÜÇ STRATEJİSİ
Çin’in Türkiye’deki faaliyetleri yalnızca siyaset ve medya ile sınırlı kalmadı. Kültürel etkinlikler, eğitim programları ve akademik iş birlikleri aracılığıyla Çin imajının normalleştirilmeye çalışıldığı ifade edildi.
Özellikle gençler ve akademik çevreler hedef alınarak uzun vadeli bir etki alanı oluşturulması dikkat çekti.
EKONOMİK KALDIRAÇ: BAĞIMLILIK DERİNLEŞİYOR
Raporda Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin de bu nüfuz stratejisinin önemli bir parçası olduğu vurgulandı. Ticaret hacmindeki büyümeye rağmen ciddi bir dengesizlik bulunduğu, Türkiye’nin Çin’e karşı yüksek ticaret açığı verdiği belirtildi.
Bu ekonomik yapı, Çin’in siyasi ve kurumsal etkisini artıran bir kaldıraç olarak değerlendiriliyor.
DOĞU TÜRKİSTAN ANLATISI: GERÇEKLERLE ÇELİŞEN SÖYLEM
Araştırmada, Çinli yetkililerin Doğu Türkistan’a ilişkin açıklamaları ile sahadaki uygulamalar arasında ciddi çelişkiler bulunduğuna dikkat çekildi. Çin’in bölgede kültürel ve dini hakların korunduğunu savunduğu, ancak eş zamanlı olarak asimilasyon politikalarını derinleştirdiği ifade edildi.
NÜFUZDAN BASKIYA: TÜRKİYE’DEKİ UYGURLAR ÜZERİNDE ETKİ
Rapora göre Çin’in Türkiye’deki artan etkisi, ülkede yaşayan Uygurlar üzerinde doğrudan sonuçlar doğuruyor. Gözetim faaliyetleri, baskı ve tehdit iddiaları ile birlikte Uygur toplumunda korku ve oto-sansür ortamının güçlendiği belirtiliyor.
Türkiye’nin geçmişte “güvenli liman” olarak görülen rolünün zayıfladığına işaret ediliyor.
SONUÇ: KOORDİNELİ VE ÇOK KATMANLI BİR STRATEJİ
Rapor, Çin’in Türkiye’de yürüttüğü faaliyetlerin parçalı değil, aksine diplomasi, medya, ekonomi ve güvenlik alanlarını kapsayan koordineli bir stratejinin parçası olduğunu ortaya koyuyor.
Bu stratejinin nihai hedefinin ise yalnızca ikili ilişkileri geliştirmek değil, Türkiye’de Çin politikalarına yönelik eleştirel alanı daraltmak olduğu değerlendiriliyor.






İlk yorum yapan siz olun