Uygur Hareketi (CFU), 22 Ağustos 2025’te Din veya İnanç Temelli Şiddet Mağdurlarını Anma Uluslararası Günü kapsamında, Doğu Türkistan’da sistematik soykırıma maruz kalan Uygur halkının durumuna dikkat çekti.
CFU, Çin’in politikalarının Uygurların İslam’ı yaşama hakkını suç haline getirdiğini ve dini hayatın neredeyse tamamen yok edildiğini vurguladı. Raporlarda dini liderlerin gözaltına alındığı, Kur’an-ı Kerimlerin toplatılıp yakıldığı, camilerin yıkıldığı ve İslami eğitimin yasaklandığı belirtildi. Bu uygulamalara, kitlesel toplama kampları, zorla çalıştırma, kısırlaştırma, çocukların ailelerinden koparılması, ailelerin parçalanması ve yoğun gözetim de eklenerek, CFU’nun ifadesiyle Uygur kimliğini silmeyi amaçlayan koordineli bir kampanya yürütülüyor.
“Bu günü anarken, inançları nedeniyle şiddet ve baskıya maruz kalan sayısız insanı hatırlıyoruz” diyen CFU İcra Direktörü Rushan Abbas şöyle konuştu: “Uygurlar için en basit ibadetler, oruç tutmak, namaz kılmak ya da çocuklara din öğretmek bile Çin’in soykırım politikaları kapsamında suç haline getirildi. Uluslararası toplum artık kayıtsız kalamaz. İnanç özgürlüğünü korumak, Uygur halkının varlığını savunmakla doğrudan bağlantılıdır. Çin’i sorumlu tutmak sadece Uygurların haklarını korumak için değil, aynı zamanda dünya genelinde özgürlük ve demokrasiyi savunmak için de hayati önem taşımaktadır.”
CFU, hükümetleri, kurumları ve sivil toplumu, sadece anmakla yetinmeyip, dini özgürlükleri savunmak ve suçluları adalete teslim etmek için somut adımlar atmaya çağırdı. Kuruluş, mağdurları onurlandırmanın yalnızca hatırlamakla değil, devam eden ve gelecekteki ihlalleri önleyecek kararlı adımlarla mümkün olduğunu vurguladı.





İlk yorum yapan siz olun