İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türkiye’de satılan her 10 üründen 9’u Çin malı mı oluyor?

Yüksek enflasyon, artan üretim maliyetleri ve döviz kurunun görece yatay seyri, Türkiye’de hem üreticiyi hem de tüketiciyi ithal ürünlere yöneltmeye devam ediyor. Bu eğilimin en büyük kazananı ise Çin. Uygulanan ek gümrük vergileri ve korumacılık adımlarına rağmen Çin menşeli ürünlerin pazardaki ağırlığı hız kesmeden artıyor.

İLK YARIDA TARİHİ REKOR

TÜİK verilerine göre 2026’nın ilk 6 ayında Çin’den yapılan ithalat, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 9,8 artarak 26,3 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, ilk yarılar bazında tüm zamanların en yüksek seviyesi olarak kayda geçti. Çin’in Türkiye’nin toplam ithalatındaki payı ise yüzde 13,9 ile tarihi zirvesine çıktı.

10 YILDA İKİYE KATLANDI

Çin’den yapılan ithalatın son 10 yıllık seyri, dış ticaretteki yapısal bağımlılığı da gözler önüne seriyor. 2016’da 25,4 milyar dolar olan ithalat, pandemi sonrası küresel tedarik zincirlerinin değişmesiyle hızla yükseldi.

  • 2021: 32,2 milyar dolar
  • 2022: 41,4 milyar dolar
  • 2023: 45 milyar dolar
  • 2025: 49,5 milyar dolar

Böylece Çin, Türkiye pazarındaki hacmini yaklaşık iki katına çıkardı.

SON 4 YILDIR ZİRVEDE

Çin, 2023 itibarıyla enerji ithalatı nedeniyle öne çıkan Rusya’yı geride bırakarak Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ülke konumuna yükseldi. O tarihten bu yana da liderliğini koruyor. İlk yarı verileri, Çin’in Türkiye pazarındaki ağırlığının her yıl istikrarlı şekilde arttığını ortaya koyuyor.

UZAK DOĞU, AB’Yİ YAKALIYOR

Çin’in başını çektiği Uzak Doğu ülkeleri, Türkiye’nin dış ticaretinde dengeleri değiştiriyor. 2026’nın ilk yarısında:

  • Uzak Doğu’dan ithalat: 49,7 milyar dolar (%26,3 pay)
  • Avrupa Birliği’nden ithalat: 55,6 milyar dolar (%29,4 pay)

AB ile Uzak Doğu arasındaki fark hızla kapanırken, Türkiye’nin ticaret ekseninde batıdan doğuya doğru belirgin bir kayma dikkat çekiyor.

DIŞ TİCARETTE YENİ DÖNEM SİNYALİ

Ortaya çıkan tablo, Türkiye ekonomisinin üretim maliyetleri ve rekabet gücü açısından kritik bir eşikte olduğunu gösteriyor. Çin’in artan payı, sadece ticaret rakamlarını değil, aynı zamanda yerli üretimin geleceğini de doğrudan etkileyen bir dönüşüme işaret ediyor.

Bu gidişat, Türkiye’nin üretim politikalarını yeniden şekillendirmesini kaçınılmaz hale getirir mi?

İlk yorum yapan siz olun

Bir Yorum Yazın