İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türk Ocakları’nda tarhi oturum: Küresizleşme ve Türk dünyası

Türk Ocakları Genel Merkezi’nde 6 Haziran 2026 tarhinde”Küresizleşme Çağında Türklerin Dünyası” başlıklığı ile gerçekleştirilen Ocakbaşı Sohbeti, Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk ve Emre Kartal’ın katılımıyla adeta bir fikir fabrikası işlevi gördü. Küresel hegemonyaların sarsıldığı ve “küresizleşme” (deglobalization) sürecinin hız kazandığı bir dönemde, Türk dünyasının yeni dünya düzenindeki konumunu masaya yatıran konuşmacılar, ezber bozan analizleriyle dikkat çekti.

Karluk: “Türklerin Dünyası’nı Yeniden Okumak”

Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk, konuşmasına Türklerin dünyasını parçalanmışlıktan kurtarıp bir ve bütün hale getirme hedefiyle başladı. Karluk’a göre, tarihteki Türkçülük hareketleri, özellikle 1937 ve 1944 yıllarında hem Sovyetler hem de Türkiye içindeki konjonktürler nedeniyle ciddi baskılarla karşılaşmış ve marjinalleştirilmiştir. Sovyetlerin geliştirdiği “Milliyetler politikası”nın, Türklük fikrini parçalayarak etno-boy merkezli kimlikleri öne çıkardığını belirten Karluk, bugün Türk devletleri arasındaki sınırların da aslında kültürel değil, yapay ve dış dayatmalı sınırlar olduğunu vurguladı.

Karluk, “Türk Dünyası” terimi yerine “Türklerin Dünyası” kavramını önererek, bunun sadece devletli Türkleri değil, dünyanın dört bir yanındaki tüm Türk unsurlarını kapsayan bir coğrafi ve kültürel bütünlüğü ifade ettiğini savundu. Aydınların ve seçkinlerin zihinsel olarak Türklere ait olmayan eğitim sistemlerinden beslenmesinin en büyük sorunlardan biri olduğunu belirten profesör, Ziya Gökalp’in “Hars” (kültür) temelli milliyetçiliğini 21. yüzyılın dijital çağında güncellemenin zorunluluğuna dikkat çekti. Ona göre, bir dili dil yapan sadece edebi metinler değil, bilimsel terminolojisidir; bu noktada İstanbul Türkçesinin bilim dili olarak geliştirilmesi ve diğer lehçelerle zenginleşmesi kritik bir öneme sahiptir. Prof. Karluk, bölgesel güçlerin yapısal direnci ve popülist söylemlerin Türk birliğini baltaladığını belirterek, hamasi sloganlardan ziyade proaktif, ortak tarih ve normlara dayalı “Dünyacı Milliyetçilik” anlayışının benimsenmesi gerektiğini ifade etti. Son olarak, Türkiye’nin “dünya 5’ten büyüktür” iddiasını destekleyecek “altıncı biziz” özgüvenini geliştirecek bir doktrin inşa etmeden küresel bir özne olunamayacağını vurguladı.

Kartal: “Devletsiz Türkler Olmadan Dünya İnşa Edilemez”

Emre Kartal, sunumunda “küresizleşme” kavramını, ekonomik sınırların kapandığı ve ulusal güvenlik merkezli bloklaşmanın arttığı bir dönem olarak tanımladı. Kartal, Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) mevcut vizyon belgelerinde “devletsiz Türkleri” ihmal ettiğini belirterek, teşkilatın sadece devletli Türkler üzerinden bir inşa gerçekleştiremeyeceğini savundu. “Kim olduğunuz çıkarlarınızı belirler” diyen Kartal, Alexander Vent’in inşacı (constructivist) teorisine atıfla, Türk kimliğinin tarihselliği ve kültürel derinliği üzerinden yeni bir çıkar tanımı yapılması gerektiğini söyledi.

Kartal, Doğu Türkistan’dan Kerkük’e, Güney Azerbaycan’dan Gagavuzya’ya kadar devletsiz Türklerin yaşadığı bölgelerin, aslında küresel krizlerin tam merkezinde yer aldığını ifade etti. Rusya’nın “Rus dünyası”, Macaristan’ın ise tarihsel iddiaları üzerinden geliştirdiği “dünya inşası” stratejilerini örnek gösteren Kartal, Türkiye’nin neden benzer bir kültürel ve tarihsel harita üzerinde etkin bir politika yürütmediğini sorguladı. TDT belgelerinde elektriğin bile konuşulduğunu ancak Doğu Türkistan gibi meselelerin gündeme gelmemesinin, teşkilatın “özel çıkarlara” hapsolması riskini taşıdığını belirtti. Kartal, bu sorunun aşılması için “tavandan tabana” bürokratların ve elitlerin, “tabandan tabana” ise sivil toplumun eğitilmesi gerektiğini savundu. Kendi yaptığı Bakü ve Karabağ gözlemlerini aktaran konuşmacı, Erdoğan-Aliyev dönemindeki ikili ilişkilerin çok kıymetli olduğunu ancak bu birlikteliğin liderlere bağımlı kalmaması, kurumsallaşması gerektiğini ifade etti. Son olarak, Türkiye’nin basın özgürlüğü ve demokrasi endekslerindeki konumuna değinen Kartal, otoriter rejimlerin Türk birliğini uzun vadede sürdürülebilir kılmayacağını, demokratik ve entelektüel bir temelin şart olduğunu dile getirdi.

İlk yorum yapan siz olun

Bir Yorum Yazın