İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Tarih ilgisi nedeniyle gözaltına alınan Kazak Türkü, işkenceyi anlattı

Çevrimiçi bir tartışmada tarihe dair bir gerçeği dile getirdiği için gözaltına alınan Doğu Türkistanlı Kazak Türkü, uğradığı ağır işkenceleri ve daha önce bir Uygur’un işkenceyle öldürülmesine tanık olduğunu anlattı.

27 yaşındaki Köyzat Erkin, Fukang şehrinde sivil memur olarak görev yapıyordu; ayrıca altı ay boyunca özel harekât polis yardımcılığı da yaptı. Sadece tarih konuştuğu için “etnik nefreti körüklemek”le suçlandı, uzun süre işkenceye uğradı ve küçük oğluyla birlikte önce Kazakistan’a, ardından Avrupa’ya kaçtı.

Erkin, kısa süre önce Özgür Asya Radyosu’na (RFA) verdiği röportajda, Fukang’daki karakolun yer altındaki sorgu odasından gözaltı merkezine, ağız içine elektrik verilmesinden ailesiyle birlikte ülkeyi terk edişine kadar uzanan kâbus dolu süreci anlattı. Tarihe olan ilgisi ve sözlerinin “hassas” bulunması nedeniyle devlet tarafından “bölücü” ilan edilen Erkin, “Biz sadece Yuan Hanedanı’nın tarihini konuşuyorduk; bu nasıl bölücülük olabilir?” diyor?

Tarihi Bir Gerçeği Dile Getirdiği İçin İhbar Edildi

19 Haziran 2023’te sıradan bir internet yayını hayatını değiştirdi. O gün Douyin’de (TikTok’un Çin versiyonu) yüzlerce izleyiciyle Yuan Hanedanı’nın toplumsal yapısını tartışıyordu. Erkin konuşmasında “O dönemde Han halkının sosyal statüsü en düşük seviyedeydi,” ifadelerini kullandı. Bu, Çin’in tarih kitaplarında da yer alan temel bir bilgiydi. Ancak bir kişi ekran görüntüsü alıp onu ihbar etti.

Kısa süre sonra Fukang polis teşkilatı “devleti bölmeye teşebbüs” şüphesiyle soruşturma başlattı. Üç kat yerin altındaki bir sorgu odasına götürüldü; 17 saat boyunca yemek verilmeden ve uyumasına izin verilmeden sorgulandı.

Tüm suçlamaları reddetti; çocukluğundan beri Çin okuluna gittiğini, çevresinde Han arkadaşlarının olduğunu ve hiçbir zaman etnik ayrımcılık yapmadığını söyledi. Ancak buna rağmen “etnik nefreti körüklemek” suçlamasıyla idari gözaltına alındı.

Ağza Elektrik, Göğse Yumruk — “Bu Sorgu Değil, İşkenceydi”

Fukang Gözaltı Merkezi’nde Erkin sistematik işkenceye uğradı. Polis, göğsüne kitap koyup üzerine yumruk atıyor; elektrikli copu ağzına sokup bayılana kadar elektrik veriyordu. “Yüzüm yandı, kaşlarım kavruldu. Bayıldığımda soğuk su döküp beni uyandırıyorlardı.

Şeker hastası olan Erkin, hipoglisemi nedeniyle defalarca bayıldı; ancak gardiyanlar onu hastaneye götürmek yerine denetimi artırdı. 108 numaralı hücrede tutulduğunu, burasının üç tarafı taş duvarlarla çevrili, ışık almayan ve kameraları bezle kapatılmış özel bir oda olduğunu aktardı. “Burası işkence için kullanılıyordu.

“Bir Uygur’un Dövülerek Öldürüldüğüne Tanık Oldum”

Kendi yaşadığı işkenceleri anlatırken Erkin, kendi tanık olduğu bir diğer işkenceyi de aktardı. O, 2016 yılında kısa süreliğine polis yardımcılığı yaparken, bir Uygur olan Abdurahim’in gözaltı merkezinde dövülerek öldürüldüğüne bizzat şahit olduğunu söyledi. Erkin ayrıca, resmi makamların bunu “doğal ölüm” olarak açıkladığını belirtti.

Bu olayın ardından depresyona girip görevinden ayrıldığını ve bir börek dükkânı açtığını söyledi.

Kazakistan’a Kaçış

Salıverildikten sonra Erkin’in Fukang’dan ayrılması yasaklandı. Ancak 2023 Aralık ayında beş yaşındaki oğlunu yanına alarak Kazakistan’a kaçtı. Çin’in devlet güvenlik birimleri onu WeChat ve SMS yoluyla rahatsız etmeye devam etti; geri dönmesi için baskı yaptı

Çin polisleri hatta onun kız kardeşini bile tehdit edildi. Kazakistan Göçmenlik Bürosu da Çin’in baskısıyla onu defalarca taciz etti. Bu yüzden Kazakistan’da geri gönderilme korkusuyla saklanarak yaşadı.

“Dünya Bizim Terörist Olmadığımızı Bilsin”

Mart ayında, Erkin, Kazakistan’daki insan hakları örgütü Ata-Jurt Volunteers’a (Ata-Jurt Gönüllüleri) maruz kaldığı işkenceleri anlatan ifade ve video kayıtlarını sundu. Örgüt üyelerinden Tilek Niyazbek onun tanıklık ifadeleri ve vidosuyla ilgili olarak “Erkin sınır dışı edilmekten korktuğu için, başına bir şey gelirse yayımlanmak üzere bize görüntüleri emanet etti,” dedi.

Kazakistan’dan Kaçış

27 Haziran 2025’te, arkadaşlarının yardımıyla uçakla Bosna’ya gitti. Oradan küçük çocuğuyla birlikte yürüyerek sınırı geçti. 30 Haziran’da Hırvatistan’a girince devriye polislerine yakalanıp geri gönderildi; ancak ertesi gün yeniden geçti. 3 Temmuz’da Zagreb ve Rijeka üzerinden 4 Temmuz’da Slovenya’ya ulaştı.

Sadece Uygurlar Değil

Doğu Türkistan’da Uygurlar soykırıma uğrarken, Kazak ve Kırgız gibi diğer Türk halkları da uzun süredir kültürel, dilsel ve dini baskılara maruz kalıyor. Pek çok kişi yalnızca tarih konuştuğu, İslam’ı yaşadığı ya da sosyal medya kullandığı için cezalandırılıyor.

“Biz Terörist ya da Bölücü Değil”

Erkin RFA muhabirine şöyle diyor:
Bunları anlatmamın nedeni acındırmak değil, kanıt bırakmak. Dış dünyaya gerçekten neler yaşandığını, bizim terörist ya da bölücü değil; sadece tarih anlatan sıradan insanlar olduğumuzu göstermek istiyorum.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir