Uyghur Human Rights Project’in yayımladığı yeni rapora göre, 2016’dan bu yana binlerce Uygur Türkü anne-babasıyla, kardeşleriyle konuşamıyor; bazıları sevdiklerinin hayatta olup olmadığını bile bilmiyor. Ölüm haberleri yıllar sonra ulaşıyor, telefon görüşmeleri ise gözetim altında yapılıyor. Bir halkın en temel hakkı olan aileyle iletişim bile korkuya dönüşmüşken, bu sessizlik daha ne kadar sürecek?
Uyghur Human Rights Project tarafından yayımlanan yeni rapora göre Çin hükümeti, Uygur diasporasını susturmak için aile bağlarını bilinçli biçimde koparıyor. 23 Şubat 2026 tarihli raporda, 2016’dan itibaren Uygurların yurt dışındaki aile bireyleriyle iletişiminin büyük ölçüde kesildiği ve bunun tesadüf değil, sistematik bir baskı stratejisi olduğu belirtiliyor.
2016 SONRASI BÜYÜK KOPUŞ
Rapora göre özellikle 2016–2018 döneminde iletişim neredeyse tamamen durdu. ABD’de yaşayan Uygurların yaklaşık yüzde 70’inin aileleriyle bağlantısını kaybettiği tahmin ediliyor. Bazı vakalarda gözaltı gerekçesi olarak “yurt dışında akrabası olmak” ifadesinin kayıtlara geçtiği aktarıldı.

TELEFON GÖRÜŞMELERİ POLİS GÖZETİMİNDE
Tanıklıklara göre bazı aile görüşmeleri güvenlik güçlerinin gözetiminde yapılıyor ve görüşmeler sırasında diasporadaki Uygurlara “sessiz kalmaları” yönünde mesajlar iletiliyor. Bir görüşmeci, Çinli güvenlik görevlilerinin kendisine “Ailenle buluşma ayarlayabiliriz” teklifinde bulunduğunu ancak bunun karşılığında diaspora faaliyetleri hakkında bilgi istendiğini aktardı.
ÖLÜM HABERLERİ YILLAR SONRA ULAŞIYOR
Raporda yer alan ifadeler, aile fertlerinin ölüm haberlerinin aylar hatta yıllar sonra öğrenildiğini ortaya koyuyor. Bazı katılımcılar, anne ve babalarının hayatta olup olmadığını dahi bilmediklerini söylüyor.
ÇOCUKLAR BÜYÜKANNE VE BÜYÜKBABALARINI TANIMIYOR
Aile kopuşunun yalnızca bireysel değil, kuşaklar arası sonuçları olduğu belirtiliyor. Diasporadaki çocukların büyükanne ve büyükbabalarıyla hiç tanışamadığı; kültürel aktarımın kesintiye uğradığı ifade ediliyor.
ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI
Raporda, iletişim özgürlüğünün temel bir insan hakkı olduğu hatırlatılarak, korku nedeniyle aileyle temas kuramamanın da hak ihlali sayılması gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlara göre bu durum, klasik iç baskının ötesine geçerek “sınır ötesi baskı” modeline dönüşmüş durumda.
SEYAHAT ENGELLERİ DEVAM EDİYOR
Rapora göre Uygurların pasaport başvuruları engelleniyor, vize süreçleri zorlaştırılıyor ve seyahat izni için siyasi sessizlik şartı aranıyor. Aile ziyaretleri ise çoğu zaman gözetim altında ve kısa süreli gerçekleşiyor.
“AİLEMİZLE KONUŞMAK İSTİYORUZ”
Tanıklıklarda en sık tekrarlanan talep ise basit: “Ailemizle konuşmak istiyoruz.”
Raporda, aile ayrılığının geçici değil, bilinçli bir politika olduğu ve uluslararası toplumun daha güçlü adımlar atması gerektiği çağrısı yapılıyor.





İlk yorum yapan siz olun