İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Nobel Barış Ödülü: Uygurlara uzatılacak bir “kurtuluş eli”

Japonya Uygur Birliği’nden Tur Muhammed Haşim, 2026 Nobel Barış Ödülü öncesinde İlham Tohti’nin ödüle layık görülmesi çağrısı yaptı. Haşim, ödülün yalnızca bir akademisyenin onurlandırılması değil, Doğu Türkistan’da baskı altında yaşayan Uygurlara uluslararası toplumun güçlü bir dayanışma mesajı olacağını savundu.

İşte Haşim’in konuya ilişkin yazdığı makalenin tamamı:

İlham Tohti’ye ödül verilmesi Uygurlara ne kazandıracak?

İşgal altındaki Türk yurdu Doğu Türkistan’da (Uygur bölgesinde) geniş çaplı toplama kamplarına kapatmalar, zorla çalıştırma, zorla doğum kontrolü uygulamaları ile dinin, dilin ve kültürün ortadan kaldırılmasına yönelik girişimler uzun süredir devam etmektedir. ABD yönetimi 2021 yılında bu uygulamaları soykırım olarak tanıdı. Kanada, İngiltere, Hollanda ve Fransa gibi ülkelerin parlamentoları da benzer kararlar aldı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ise 2022 yılında yayımladığı değerlendirme raporunda, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerinin insanlığa karşı suç teşkil edebileceğini belirtti.

Buna rağmen, toplama kamplarına kapatılan aile üyeleriyle yıllardır iletişim kuramayan Uygurların ve vatanlarına dönme imkânından yoksun bırakılan yurt dışındaki Uygurların umutsuzluğu giderek derinleşiyor.

2026 Nobel Barış Ödülü’nün açıklanması yaklaşırken şu çağrıyı yapmak istiyorum: İlham Tohti’ye Nobel Barış Ödülü verilmesi, uluslararası toplumun bugün Uygurlara sunabileceği en güçlü ve en etkili kurtuluş desteğidir.

1. Mevcut yöntemlerin yetersiz kaldığı gerçeklik

Uluslararası toplum bu süreçte yaptırımlar, ithalat kısıtlamaları, kınama açıklamaları ve Birleşmiş Milletler bünyesindeki ortak bildiriler dâhil olmak üzere çok sayıda önlem aldı. Bu girişimlerin tamamı Uygurların korunması açısından önemli bir rol oynadı. Ancak bütün bu çabalara rağmen Çin yönetimi durdurulamadı ve mevcut yöntemlerin etkisi sınırlı kaldı.

Çin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden biri olarak örgütün harekete geçmesini engelleyebiliyor. Aynı zamanda ekonomik nüfuzunu kullanarak ülkelerin ortak hareket etmesini zorlaştırıyor.

Yaptırımlar ve diğer cezai tedbirler şirketleri ve yetkilileri etkileyebilir. Ancak bu önlemler, kamplarda tutulan insanlara doğrudan “Dünya sizi görüyor, sizi unutmadı” mesajını ulaştıramıyor.

2. Nobel Barış Ödülü neden en etkili araç?

Nobel Barış Ödülü, hiçbir devletin bütünüyle engelleyemeyeceği, dünyanın en güçlü ahlaki etkiye sahip uluslararası ödüllerinden biridir.

Ödülün açıklanması, sınırları ve sansür engellerini aşarak farklı ülkelerin hükümetlerini, parlamentolarını, medya kuruluşlarını ve sivil toplum örgütlerini aynı konuya odaklayabilir.

Bir ülkenin yaptırım kararı, o ülkenin siyasi iradesiyle sınırlı kalabilir. Nobel Barış Ödülü ise dünyanın dikkatini tek bir mesele üzerinde toplayabilir.

Daha da önemlisi, bu ödül doğrudan Uygurlara ulaştırılacak bir mesaj olacaktır.

Bir halkın varlığının ortadan kaldırılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu bir dönemde dünya, hep birlikte şu mesajı verebilir:

“Unutulmadınız. Dünya sizi unutmadı!”

Umutsuzluk içinde yaşayan Uygurlar için böyle bir mesaj, hayata tutunma iradesinin ve geleceğe dair umudun kaynağına dönüşebilir.

2010 yılında Liu Şiaobo Nobel Barış Ödülü’nü kazanmasına rağmen hapisten çıkarılmadı. Bu nedenle ödülün somut sonuçları konusunda kuşku duyanlar olabilir.

Ancak ödülün, Çin’deki insan hakları sorunlarını dünyanın hafızasında kalıcı bir mesele hâline getirdiği ve uluslararası tartışmalar açısından önemli bir referans noktası oluşturduğu da bir gerçektir.

Kurtuluş, yalnızca bir mahkûmun derhâl serbest bırakılması anlamına gelmez. Unutulmaya izin vermemek de zulme karşı direnişin en güçlü biçimlerinden biridir.

3. İlham Tohti neden bu çağrının en uygun simgesi?

İlham Tohti, Çin Minzu Üniversitesi’nde görev yapan bir iktisat akademisyeni olarak Uygurların karşı karşıya kaldığı ayrımcılığı ve eşitsizliği bilimsel araştırmalar ve hukuk çerçevesinde gündeme getirdi. Uygurlar ile Çinlilerin barış içinde bir arada yaşamasını sürekli savundu.

Onun, “Barış, Uygurlara ve Çinlilere Tanrı’nın bir armağanıdır” anlamına gelen sözü, şiddeti ve halklar arasındaki düşmanlığı reddeden, sorunların barışçıl yollarla çözülmesini savunan tutumunu yansıtıyor.

Buna rağmen 2014 yılında “devleti bölmeye teşebbüs” suçlamasıyla yargılanarak müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 2017’den itibaren ailesiyle görüşmesi de engellendi. Hatta bugün hayatta olup olmadığına ilişkin bağımsız doğrulama yapmak dahi güçleşti.

Diyaloğu savunan ve ılımlı bir tutum benimseyen bir akademisyen bile Çin yönetimi tarafından kabul görmedi.

Bu gerçek, Uygurların genel durumunu en açık ve çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

İlham Tohti’ye Nobel Barış Ödülü verilmesi, yalnızca bir kişinin onurlandırılması anlamına gelmeyecek; aynı zamanda sesi bastırılan bütün Uygur halkına verilmiş bir ödül olacaktır.

4. Ödül ne gibi sonuçlar doğurabilir?

Bu ödülün üç alanda etkili olması beklenebilir.

Birincisi, Uygurlar açısından:

Ödül, Uygurların yaşadığı trajedinin dünya tarafından tanınmasının en güçlü sembollerinden biri olacaktır. Umutsuzluk içinde yaşayan Uygurlara yalnız olmadıklarını ve dünyanın kendilerini unutmadığını gösterecektir.

İkincisi, Çin yönetimi açısından:

Ödül, zulmün devam ettirilmesinin uluslararası siyasi ve ahlaki bedelini artırabilir. İlham Tohti gibi siyasi mahkûmlara yönelik muamelenin iyileştirilmesi için baskı oluşturabilir ve Çin yönetiminin Uygurlara yönelik politikalarının sona erdirilmesi yönündeki uluslararası çağrıları güçlendirebilir.

Üçüncüsü, uluslararası toplum açısından:

Ödül, sarsılmaya başlayan insan hakları ilkelerinin yeniden teyit edilmesi ve soykırım karşısında sessiz kalmama iradesinin yenilenmesi için bir fırsat olacaktır.

Sonuç

İlham Tohti, 2019 yılında Avrupa Parlamentosu’nun Saharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’ne ve Václav Havel İnsan Hakları Ödülü’ne layık görüldü.

Şimdi dünyanın yapması gereken, en üst düzey uluslararası ödüllerden biri aracılığıyla hem İlham Tohti’ye hem de Uygurların yaşadığı trajediye güçlü bir karşılık vermektir.

Ödül töreninde İlham Tohti bizzat sahnede bulunamasa bile onun boş bırakılan yeri dünyaya sürekli şu soruyu yöneltecektir:

Uygurların hayatını, onurunu ve özgürlüklerini korumak için gerçekten çaba gösteriyor muyuz?

Yoksa zulüm ve soykırım karşısında sessiz kalmayı mı sürdürüyoruz?

İlk yorum yapan siz olun

Bir Yorum Yazın