İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İzmir’de İlham Tohti’yi Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterme toplantısı

Çin tarafından haksız yere müebbet hapse mahkûm edilen Uygur akademisyen İlham Tohti için İzmir’de akademisyenler bir araya geldi. Onun için özgürlük ile Nobel Barış Ödülü’ne adaylık çağrısında bulundu.

Uygur halkının barışçıl mücadelesinin sembolü hâline gelen ve 12 yıldır haksız yere cezaevinde tutulan Uygur akademisyen İlham Tohti’nin tanıtılması ve 2026 Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesi için Türkiye’nin farklı şehirlerinde düzenlenen destek etkinlikleri kapsamında, 29 Kasım 2025 tarihinde İzmir’de önemli bir toplantı gerçekleştirildi.

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü, İzmir Düşünce Platformu, İZİMDER İzmir Yüksek Ticaretliler Derneği, İlham Tohti İnisiyatif Harekatı ve İsa Yusuf Alptekin Vakfı gibi kuruluşların iş birliğiyle düzenlenen toplantı, Tohti’nin 2026 Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesi yönündeki çağrıyı daha geniş bir kitleye ulaştırmayı hedefledi.

Toplantı, programın moderatörlüğünü yapan İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Ömer Kul’un kısa bir giriş yapmasıyla başladı. Kul, “Xi Jinping rejiminin mağdurlarından biri Uygur akademisyen İlham Tohti’dir. Bildiğiniz üzere Tohti, 2014 yılından beri Çin’in demir parmaklıkları ardında; ancak onun fikirleri ve adalet arayışı büyümeye devam ediyor” diyerek onun için düzenlenen toplantıya katkıda bulunanlara teşekkür etti ve açılış konuşmasını yapmak üzere ilk davetliyi kürsüye çağırdı.

Açılış konuşmasında İzmir Yüksek Ticaretliler Derneği ve İzmir Düşünce Platformu adına Sezayi Altun Tohti’yi kısaca tanıttıktan sonra, toplantının amacını anlatarak onun Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesinin neden büyük önem taşıdığını vurguladı.

Ardınan Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü müdürü Prof. Dr. Abdullah Temizkan konuşma yaptı. Temizkan konuşmasında “İlham Tohti için destek vermek, bir insanlık görevi olduğu kadar millî bir vazifedir. İlham Tohti, bütün Türk dünyasında akademik faaliyet yürüten herkesin fikir hürriyetini, çalışma ve araştırma özgürlüğünü temsil ediyor. Biz de burada ona destek vererek, sembolik olarak Türk dünyasının her yerindeki özgür düşüncenin, araştırmanın ve gelişmenin kaygısını taşıdığımızı; bu davanın arkasında durduğumuzu gösteriyoruz,” ifadelerini kullandı.

Toplantıda Tohti’nin Barışçıl Mücadelesi ve Küresel Önemi Vurgulandı

İzmir’deki program, İstanbul’da 28 Kasım’da düzenlenen kapsamlı toplantının ardından gerçekleştirilen ikinci durak oldu. Katılımcılar, hem Tohti’nin yıllardır sürdürdüğü barışçıl mücadelenin hem de Uygur halkının içinde bulunduğu insan hakları ihlallerinin uluslararası topluma duyurulmasının önemine dikkat çekti.

Toplantıda konuşmacılar, Tohti’nin yalnızca bir akademisyen değil, aynı zamanda adalet, eşitlik ve etnik gruplar arasında barış içinde bir arada yaşama fikrinin güçlü bir savunucusu olduğunu vurguladı. Çin’de 2014 yılında “bölücülük” suçlamasıyla müebbet hapse mahkûm edilmesinin tamamen siyasi bir karar olduğunu belirten katılımcılar, Tohti’nin dünya çapında saygın bir barış entelektüeli olarak kabul edildiğinin altını çizdi.

Etkinlikte, Tohti’nin bugüne kadar aldığı Sakharov Ödülü, Václav Havel İnsan Hakları Ödülü, Martin Ennals Ödülü ve PEN Özgürlük Ödülü gibi prestijli uluslararası ödüller de hatırlatıldı. Buna rağmen ağır tecrit koşullarında tutulmaya devam edilmesi, insan hakları örgütleri tarafından “sistematik ihlal” olarak değerlendiriliyor.

Türkiye’den Gelen Destek Güçlü Bir Mesaj Olarak Görülüyor

Toplantının organizatörleri, Türkiye’den yükselecek sesin hem bölgesel hem de uluslararası platformlarda büyük etkisi olacağını belirtti. Konuşmacılar, akademik çevrelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve toplumun geniş kesimlerinin Tohti’ye destek vermesinin, Çin’in yürüttüğü baskı politikalarına karşı güçlü bir insani duruş niteliği taşıdığını ifade etti.

İlham Tohti İnisiyatifi başkanı Enver Can konuşmasında Enver Can konuşmasında, İlham Tohti’nin yalnızca Uygur halkı için değil, bütün Türk dünyası ve insanlık için bir vicdan sembolü hâline geldiğini vurguladı. Tohti’nin tamamen barışçıl bir akademisyen olarak adalet, eşitlik ve hukukun üstünlüğü talep ettiğini hatırlatan Can, 2014’te verilen müebbet cezasının siyasi bir karar olduğunu söyledi. Dünyanın dört bir yanından yüzlerce akademisyen ve parlamenterin Tohti’yi Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdiğini belirterek, Türkiye’den gelecek desteğin süreci güçlendirecek hayati bir rol taşıdığını ifade etti.

Ayrıca, Tohti’yi Nobel’e aday göstermenin sadece bir akademisyene sahip çıkmak değil, Doğu Türkistan’daki milyonların sesi olmak anlamına geldiğini dile getiren Can, “İlham Tohti’yi Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermek yalnızca bir akademisyene sahip çıkmak değildir; aynı zamanda Uygur halkının maruz kaldığı ağır hak ihlallerine dikkat çekmek, insanlık onurunu savunmak ve barışın sesine güç katmaktır,” dedi.

Ege Üniversitesi öğretim üyesi Alimcan İnayet, konuşmasında İlham Tohti ile olan anılarını paylaşarak, onun Pekin’de başına gelebilecekleri bile bile halkının hak ve özgürlükleri için kendini feda eden cesaretli ve vicdanlı bir akademisyen olduğunu vurguladı. İnayet, Tohti’nin yıllardır savunduğu barışçıl fikirlerin Çin yönetimi tarafından tehdit olarak görüldüğünü, ancak onun hiçbir zaman adalet ve eşitlik talebinden vazgeçmediğini ifade etti.

İnayet ayrıca Çin’in bugün Doğu Türkistan’da sürdürdüğü baskı ve asimilasyon politikalarının birçok Batı ülkesi tarafından soykırım olarak tanındığını hatırlatan İnayet, buna karşılık hiçbir Türk veya Müslüman ülkenin bu yönde bir adım atmamasının üzücü olduğunu söyledi.

Toplantı, İlham Tohti ile ilgili çalışmalara yakından destek veren isimlere İlham Tohti İnisiyatifi tarafından plaket takdimi yapılması ve akademik çevrelere yönelik dayanışma çağrısının duyurulmasıyla sona erdi. Katılımcılar, Tohti’nin özgürlüğe kavuşması için seslerini yükseltmeye devam edeceklerini belirtti.

Süreç Ankara’da Devam Etti

İstanbul ve İzmir’in ardından aynı çerçevedeki bir toplantı 30 Kasım’da Ankara’da düzenlendi. Bu etkinlikler, İlham Tohti’nin 2026 Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesi sürecine Türkiye’den güçlü bir destek sunmayı amaçlıyor.

İlk yorum yapan siz olun

Bir Yorum Yazın