İlham Tohti İnisiyatifi (İTİ) Başkanı Enver Can, Türkiye’de yürüttükleri çalışmalarıdan ne elde ettiklerini ve nasıl sonuçlar verdiğini Uygur Haber’e anlattı.
İTİ Başkanı Enver Can Uygur Haber’e Türkiye’de yürüttükleri çalışmaların somut sonuçlar verdiğini ve bu bağlamda elde ettiği kazanımları anlattı. Ayrıca bu çalışmalar ile yaklaşık bine yakın Türk akademisyenin İlham Tohti’yi 2026 Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermesini önemli bir kazanım olarak değerlendirdi.

Enver Can, Türkiye’deki faaliyetlerin başlangıcına ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Türkiye’deki çalışmalarımızın başlangıcı 2020–2021 yıllarına dayanıyor. İlham Tohti’yi Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermek amacıyla, Türk akademisyenlerinin desteğini kazanmak için Ankara’da, merhum Dr. Ferhat Tanrıdağlı ile birlikte; Doç. Dr. Etkin Ekrem, Doç. Dr. Erkin Emet ve Abdulhamit Karahan’ın katkılarıyla, Uygur Akademisi’nin ev sahipliğinde bir konferans düzenledik.”
Bu ilk adımın ardından faaliyetlerin genişleyerek devam ettiğini vurgulayan Can, sürecin yalnızca tek bir etkinlikle sınırlı kalmadığını ifade etti:

“O günden sonra konferanslarımız giderek çoğaldı. Milletvekilleri ve akademisyenlerin ilgisi arttı. Çalışmalarımız Ankara’dan İstanbul’a taşındı ve daha geniş bir zemine yayıldı.”
ÜÇ ŞEHİR VE ARTAN İLGİ
Enver Can, 2025 Kasım ayında İstanbul, Ankara ve İzmir’de üç ayrı toplantı düzenlediklerini belirterek, akademik çevrelerin gösterdiği ilgiyi özellikle vurguladı:
“2025 Kasım ayında İstanbul, Ankara ve İzmir’de üç ayrı yemekli toplantı gerçekleştirdik. Akademisyenlerimizin katılımı ve desteği oldukça güçlüydü. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye genelinde bine yakın akademisyenin İlham Tohti’yi 2026 Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermiş olması, 5–6 yıllık bir emeğin somut sonucudur.”

“ARTIK FARKINDALIK DEĞİL, ÇÖZÜM ÜRETEN BİR AKTÖR OLACAĞIZ’”
İlham Tohti İnisiyatifi’nin bundan sonraki yol haritasına da değinen Enver Can, hedeflerinin yalnızca farkındalık oluşturmak olmadığını söyledi:
“Hedefimiz, İlham Tohti İnisiyatifi’ni Türkiye ve Avrupa’da İlham Hoca’nın fikirlerini temel alan, çözüm üretmeye çalışan bir aktör hâline getirmektir. Özellikle Türkiye’de genç nesle ve aydın kesime davamızı bu perspektiften anlatan bir platform olmayı amaçlıyoruz.”

Can, İlham Tohti’nin savunduğu yaklaşımın, Doğu Türkistan halkının geleceğini korumaya yönelik rasyonel bir yol haritası sunduğunu belirtti:
“İlham Hoca, Uygur halkının dinini, dilini, kültürünü, tarihini ve milli benliğini korumayı birinci sıraya koymuştur. Kendi haklarını savunabilecek bir neslin nasıl muhafaza edileceğini düşünmüştür. Bunun için Çin Anayasası’nda yer alan özerklik haklarının fiilen uygulanmasını talep etmiştir. Bu, mevcut şartlar içinde geçici de olsa gerçekçi ve uluslararası hukuka uygun bir çıkış yoludur.”
“21. YÜZYILDA AKLIMIZI KULLANMAK ZORUNDAYIZ”
Mücadelenin yöntemine dair de dikkat çekici mesajlar veren Enver Can, stratejik aklın önemine vurgu yaptı:
“Çin bir yandan bizi dünyaya ‘terörist’ olarak tanıtmaya çalışırken, diğer yandan halkımıza soykırım uyguluyor. İlham Hoca’nın öngördüğü çözüm yolu, uzağı gören bir yaklaşımdır. 21. yüzyıl bilgi çağıdır; aklımızı kullanmazsak tarih bizi affetmez. Hayatta kalmak ve varlığımızı sürdürmek için akıllı olmak zorundayız.”

Enver Can, Türkiye kamuoyuna tek cümlelik mesajını ise şöyle özetledi:
“Çin’e verilecek en güçlü ve en ahlaki cevap, İlham Tohti’yi Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermektir.”

Bu süreçte kendilerine destek veren isim ve kurumlara da özel olarak teşekkür eden Enver Can, kampanyanın kolektif bir emeğin ürünü olduğuna dikkat çekti. Can, şu ifadeleri kullandı:
“Bu kampanyamızda Sayın Ömer Kul hocanın katkısı son derece önemli olmuştur. Bu vesileyle kendisine; toplantılarımıza birlikte ev sahipliği yapan İsa Yusuf Alptekin Vakfı başta olmak üzere, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İzmir Düşünce Platformu ve Yesevi Hareketi’ne katkılarından dolayı halkımız adına bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.”







İlk yorum yapan siz olun