İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Eski Çinli polisten Doğu Türkistan itirafı: Gece baskınları, kota tutuklamaları

Uygur gazeteci Habibulla İzci’ye konuşan eski Çinli polis Zhang Yabo, Doğu Türkistan’da uygulanan güvenlik politikalarının arka planını ve sistemin işleyişini çarpıcı ifadelerle anlattı. Almanya’ya sığınma talebinde bulunan Zhang, bölgede Uygurların herhangi bir suç işlemelerine gerek kalmadan yalnızca kimlikleri nedeniyle “suçlu” kabul edildiğini söyledi.

Uyghur Times tarafından yayımlanan ve çok sayıda sorudan oluşan röportaj serisinin ilk bölümünde, Çin’in bölgede kurduğu dijital gözetim ve baskı mekanizmasının detayları gözler önüne serildi.

“SUÇ İŞLEMEYE GEREK YOK, UYGUR OLMAK YETER”

Zhang Yabo, Çin’in sözde güvenlik sistemi içerisinde Uygurların doğrudan “potansiyel suçlu” olarak sınıflandırıldığını belirtti.

“Bir Uygurun suçlu sayılması için yasa dışı bir şey yapmasına gerek yok. Kimliği başlı başına yeterli görülüyor” diyen Zhang, “Entegre Ortak Operasyon Platformu” adlı dijital sistem üzerinden insanların en küçük davranışlarının dahi şüpheli olarak kaydedildiğini ifade etti.

Aile bireylerinden birinin yurt dışına çıkmış olması, daha önce gözaltına alınmış bir akrabanın bulunması veya sosyal çevre gibi unsurların dahi “lekeli bağ” olarak değerlendirildiğini söyleyen Zhang, bu durumun doğrudan hedef haline gelmeye yol açtığını belirtti.

GÜNLÜK DAVRANIŞLAR BİLE “ŞÜPHELİ”

Röportajda aktarılanlara göre, sıradan yaşam davranışları bile sistem tarafından “anormal” kabul ediliyor. Araç deposunu doldurmak, resmi bir belgeyi doldurmak, mahalledeki bayrak törenine katılmamak veya zorunlu işçi programlarını reddetmek gibi eylemler dahi gözaltı gerekçesi sayılabiliyor.

Zhang, anayasal güvence altında olan dini pratiklerin bile “aşırılık” olarak damgalandığını vurgulayarak, “Kur’an okumak ve namaz kılmak, sistem tarafından ‘aşırılığın ilk adımı’ olarak gösteriliyor” dedi.

KOTA BASKISI: “TUTUKLAMA SAYISI TAMAMLANMALI”

En dikkat çekici ifadelerden biri ise güvenlik güçlerine uygulanan “kota sistemi” oldu. Zhang, saha polislerine haftalık gözaltı veya hedef tespit kotası verildiğini belirterek, yeterli sayıya ulaşılamadığında kolay hedeflerin seçildiğini söyledi:

“Dini kimliği görünür olan yaşlılar, sakallı kişiler veya evinde Kur’an bulunan aileler en kolay hedef haline geliyor.”

Eğitimli, toplumda saygı gören kişilerin dahi “ileride düşünce değiştirebilir” gerekçesiyle sistem tarafından tehdit olarak görüldüğünü ifade etti.

“AMAÇ: MUTLAK İTAAT VE PSİKOLOJİK TESLİMİYET”

Zhang’a göre sistemin temel amacı suçla mücadele değil, toplum üzerinde tam kontrol sağlamak.

“Bu sistem sizin birine zarar verip vermediğinizle ilgilenmiyor. Sadece ne kadar itaat ettiğinize bakıyor” diyen eski polis, psikolojik baskının sistematik şekilde uygulandığını belirtti.

PROPAGANDA: “UYGURLAR BİZE DÜŞMAN OLARAK ÖĞRETİLDİ”

Zhang, göreve başlamadan önce ve görev süresi boyunca yoğun propaganda ile karşılaştığını da itiraf etti.

Eğitimlerde Uygurların potansiyel “tehdit” ve “düşman” olarak gösterildiğini belirten Zhang, dini pratikler, geleneksel kıyafetler ve ana dil kullanımının dahi “sadakatsizlik” işareti olarak anlatıldığını söyledi.

Ancak sahada Uygur halkıyla birebir temas kurduğunda anlatılanların gerçekle örtüşmediğini fark ettiğini ifade etti:

“Karşılaştığım insanlar sadece geçimini sağlamaya çalışan, barış içinde yaşamak isteyen sıradan insanlardı.”

“DEVASA BİR AÇIK HAVA HAPİSHANESİ”

Zhang Yabo, Doğu Türkistan’daki durumu “devasa bir hapishane” olarak tanımladı.

Gelişmiş teknoloji ve sert kontrol yöntemleriyle Uygurların özgürlüklerinin, kültürlerinin ve insan onurunun sistematik biçimde hedef alındığını dile getirdi.

Bu gerçeklerle yüzleşmesinin ardından sistemden kopma kararı aldığını belirten Zhang, yaşadığı vicdani kırılmanın kendisini bu noktaya getirdiğini söyledi.

GECE BASKINLARININ PERDE ARKASI

Röportajda gece yapılan baskınların nedeni de açıklandı.

Zhang, gece operasyonlarının bilinçli bir tercih olduğunu belirterek bunun üç temel amacı olduğunu söyledi:

  • İnsanları en savunmasız anlarında yakalayarak psikolojik çöküş yaratmak
  • Olayların görünürlüğünü azaltarak toplumsal tepkiyi engellemek
  • Hedef kişiyi evinde bulma ihtimalini artırarak operasyonel verimlilik sağlamak

“Gece yapılan baskınlar, sadece gözaltı değil, aynı zamanda korku üretme aracıdır” diyen Zhang, bu uygulamaların insan onurunu hiçe saydığını vurguladı.

SONUÇ: “SİSTEM İNSAN DEĞİL, İTAAT ARIYOR”

Zhang Yabo’nun tanıklığı, Doğu Türkistan’da uygulanan politikaların yalnızca güvenlik odaklı olmadığını; kimlik, inanç ve günlük yaşamın tamamını hedef alan kapsamlı bir kontrol mekanizmasına dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Röportajın devam eden bölümlerinde sistemin farklı yönlerinin daha detaylı şekilde ele alınması bekleniyor.

İlk yorum yapan siz olun

Bir Yorum Yazın