Çin’in işgali altındaki Doğu Türkistan’da, 2017–2019 yılları arasında milyonlarca Uygur Türkünün toplama kamplarına gönderildiği kitlesel gözaltı sürecinin ardından, 2023 yılı başında dikkat çekici yeni bir talimatın devreye sokulduğu ortaya çıktı.
Bölgedeki yerel yetkililere gönderilen talimatlarda, bu kez kısa süreli gözaltılar için katı kotalar belirlenmesi istendi. Böylece, kitlesel kampların yerini daha “parçalı” ancak sistematik bir baskı modeli almaya başladı.
GEÇMİŞE DÖNÜK TARAMA BAŞLATILDI
Kota hedeflerini tutturmakla yükümlü kılınan yerel görevliler, Uygur halkının son on yılını mercek altına aldı. Yetkililer, geçmişte işlenmiş en küçük “kural ihlallerini” dahi gerekçe göstererek gözaltı listeleri oluşturdu.

Bu uygulama, yalnızca bugünü değil, bireylerin geçmişini de sürekli bir denetim alanına dönüştürdü.
EN KÜÇÜK İHLAL BİLE GÖZALTI SEBEBİ
Ortaya çıkan bilgilere göre, son derece basit ve gündelik sayılabilecek davranışlar dahi gözaltı gerekçesi haline getirildi:
- Haftalık bayrak törenine katılmamak
- Zorunlu ve ücretsiz kamu çalışmalarını reddetmek
- Devletin yönlendirdiği iş gücü transferlerine karşı çıkmak
- Evde dambıl gibi spor ekipmanı bulundurmak
Bu tür “ihlaller”, herhangi bir uyarı süreci olmaksızın anında gözaltı ile sonuçlanıyor.
15 GÜNLÜK GÖZALTI, KALICI KORKU
Gözaltına alınan kişilerin 15 güne kadar tutulduğu, ancak bu sürenin ötesinde psikolojik etkiler yaratacak şekilde koşulların bilinçli olarak ağırlaştırıldığı belirtiliyor.

Kaynaklara göre, bu merkezlerdeki şartlar özellikle korku ve itaat duygusunu pekiştirmek amacıyla tasarlanmış durumda.
AMAÇ: TAM İTAAT
Uzmanlara göre bu yeni modelin temel amacı, kitlesel tutuklamaların yarattığı uluslararası baskıyı azaltırken, toplum üzerindeki kontrolü sürdürmek.
Kısa süreli ancak yaygın gözaltılar yoluyla, bireylere şu mesaj veriliyor:
“Her an izleniyorsun ve en küçük sapma bile cezalandırılır.”
Bu sistem, fiziksel cezalandırmadan çok sürekli bir korku atmosferi oluşturarak tam itaat sağlamayı hedefliyor.







İlk yorum yapan siz olun