Uyghur Rights Monitor’un yayımladığı yeni rapor, Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da uyguladığı “Sinizasyon” politikasının geçici güvenlik önlemi olmaktan çıkarak kalıcı bir yönetim modeline dönüştüğünü ortaya koydu.
Uygur Hakları İzleme Kuruluşu’nun (Uyghur Rights Monitor) 2 Mart 2026 tarihinde yayımladığı yeni politika raporu, Çin yönetiminin “Sinizasyon” adını verdiği uygulamaların Doğu Türkistan’da geçici bir güvenlik tedbiri olmaktan çıkarak kalıcı bir yönetim sistemine dönüştüğünü ortaya koydu.
Raporda, 2015 yılında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in tüm dinlerin “Çinlileştirme yönüne bağlı kalması” talimatıyla başlayan sürecin, 2024 itibarıyla bağlayıcı bölgesel yasalarla kurumsallaştığı belirtiliyor.
SİNİZASYON NEDİR?
Rapora göre Sinizasyon, dinî kurumların, ibadetlerin ve dinî öğretinin Çin Komünist Partisi (ÇKP) ideolojisine uyumlu hale getirilmesini öngören devlet politikası.
Bu çerçevede: İmamlar siyasi sadakat eğitimine tabi tutuluyor, hutbe içerikleri merkezden belirleniyor, camilerin mimarisi “Çin tarzına” dönüştürülüyor ve dinî yorumlar “Çin sosyalist değerleri” ile uyumlu olmak zorunda bırakılıyor. Dinî meşruiyet ise, siyasi bağlılığa endekslenmiş durumda.
GÜNLÜK DİNÎ HAYAT “GÜVENLİK TEHDİDİ” OLARAK GÖRÜLÜYOR
Rapor, sıradan ibadet pratiklerinin dahi “aşırılık göstergesi” olarak sınıflandırıldığını aktarıyor. Namaz, oruç, Kur’an eğitimi, başörtüsü, nikâh ve hatta çocukluk döneminde alınan dinî eğitimler cezai soruşturmaya konu edilebiliyor.
2017 tarihli “Aşırılıkla Mücadele Yönetmeliği” sonrasında binlerce kişi uzun hapis cezalarına çarptırıldı. Sızdırılan “Xinjiang Police Files” belgelerinde, çocukluk dönemindeki Kur’an eğitimi gerekçe gösterilerek verilen 10 ila 20 yıllık cezalar yer alıyor.

CAMİLERİN YIKIMI VE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ
Uydu görüntüleri ve saha araştırmalarına dayanan verilere göre 2017’den bu yana bölgede yaklaşık 8.500 ila 16.000 caminin yıkıldığı veya ağır şekilde tahrip edildiği belirtiliyor. Kubbe ve minarelerin kaldırıldığı, Arapça yazıların yerine Çince sloganların yerleştirildiği, bazı camilerin kültür merkezi, mağaza ya da eğlence mekânına dönüştürüldüğü ifade ediliyor.
Kaşgar’daki Heytgah Camii gibi sembolik ibadet mekânlarının ise fiilen kültürel sergi alanı işlevi gördüğü, ibadet alanlarının sınırlı kullanıma açık olduğu aktarılıyor.
ULUSLARARASI TEPKİLER
2021’de bağımsız Uygur Mahkemesi soykırım tespitinde bulundu. Ağustos 2022’de Office of the United Nations High Commissioner for Human Rights yayımladığı değerlendirmede Çin’in uygulamalarının “insanlığa karşı suç teşkil edebileceğini” belirtti.
Human Rights Watch ve Amnesty International da benzer sonuçlara ulaştı.
Buna karşın Çin yönetimi politikayı “modernleşme” ve “aşırılıkla mücadele” olarak savunuyor.

RAPORUN SONUCU: GEÇİCİ DEĞİL, KALICI
Rapora göre Sinizasyon artık bir kampanya değil, kalıcı bir yönetim modeli. Dinî hayat, güvenlik perspektifiyle sürekli gözetim altında tutuluyor. Camiler idari kontrol altında, imamlar siyasi denetime tabi ve ibadet, devletin çizdiği sınırlar içinde mümkün.
Rapor, uluslararası toplumun bağımsız gözlem mekanizmaları kurmasını, tedarik zincirlerinde denetim artırılmasını ve Uygur sığınmacılar için koruma mekanizmalarının genişletilmesini öneriyor.
Sonuç olarak rapor şu soruyu gündeme taşıyor:
Doğu Türkistan’da dinî hayat yeniden tanımlanırken, uluslararası toplum bu sürecin kalıcılaşmasını engellemek için harekete geçecek mi?






İlk yorum yapan siz olun