Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da 2025 ile 2026 yılları arasında yaşanan gelişmeler, uluslararası raporlar ve dünya basınında yayımlanan haberlerde baskı politikalarının yeni yöntemlerle sürdüğünü ortaya koydu. İnsan hakları kuruluşlarına göre bölgede asimilasyon, kültürel baskı, zorla çalıştırma ve yoğun gözetim sistemi devam ederken Çin yönetimi ise raporların ve kanıtların tamamını reddediyor.
Birleşmiş Milletler, uluslararası insan hakları örgütleri ve çeşitli araştırma raporları, bölgede Uygur Türklerinin kimliğini hedef alan uygulamaların sürdüğünü belirtiyor.
ASİMİLASYON POLİTİKALARI YASALAŞTIRILDI
2026 yılında Çin yönetimi, azınlık politikalarını daha da güçlendiren “Etnik Birlik Yasası”nı yürürlüğe koydu.

Yeni yasa ile birlikte:
- Mandarin Çincesi eğitim ve kamu hayatında daha da zorunlu hale getirildi
- Uygur, Tibet ve Moğol dilleri kamusal alanda geri plana itildi
- “Etnik birlik” kavramına aykırı görülen faaliyetler cezai yaptırım kapsamına alındı
Uzmanlar, bu düzenlemenin Çin lideri Xi Jinping’in uzun süredir yürüttüğü “Çinlileştirme” politikalarının yasal temelini güçlendirdiğini ifade ediyor.
KÜLTÜREL HAYATA YÖNELİK YASAKLAR
Uluslararası basına yansıyan haberler, Doğu Türkistan’da kültürel hayatın da ciddi şekilde kontrol altında olduğunu gösterdi. Sızdırılan bir toplantı kaydına göre Çinli yetkililer, bazı Uygurca şarkıları dinlemenin veya paylaşmanın dahi cezalandırılabileceğini duyurdu.
- Telefonlarda Uygur müziği bulunması denetim konusu oldu
- Bazı şarkılar “ayrılıkçı” veya “dini içerik” gerekçesiyle yasaklandı
- Bir müzik yapımcısı bu gerekçeyle 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı
Uzmanlar bu uygulamaları kültürel kimliği silmeye yönelik politikaların parçası olarak değerlendiriyor.
ZORLA ÇALIŞTIRMA POLİTİLASI GÜNDEMDE
Birleşmiş Milletler uzmanları ve çeşitli araştırma raporları, Uygurların Çin devlet programları kapsamında fabrikalara gönderildiğini ve bunun zorla çalıştırma sistemine dönüştüğü ortaya çıktı. Rapora göre bazı programlar sözde “yoksullukla mücadele” veya “meslek edindirme” adı altında yürütülse de uygulamada:
- Uygurların farklı eyaletlerdeki fabrikalara gönderildiği
- İş seçiminde özgür irade bulunmadığı
- Devlet gözetimi altında çalıştırıldıkları öğrenildi.
Çin yönetimi ise bu suçlamaları reddederek programların istihdam ve kalkınma amaçlı olduğunu savundu.
ULUSLARARASI RAPORLAR: BASKI SİSTEMİ DEVAM EDİYOR
Uluslararası insan hakları kuruluşları 2025 ve 2026 yıllarında yayımladıkları raporlarda Doğu Türkistan’daki baskı politikalarının sürdüğünü belirtti.
Raporda öne çıkan bazı tespitler şöyle:
- Yüzbinlerce Uygur Türkünün hâlâ hapishanelerde tutulduğu
- Yoğun dijital gözetim sisteminin sürdüğü
- Ailelerin parçalandığı ve iletişimin kısıtlandığı
Uluslararası raporlara göre Çin’in politikaları “insanlığa karşı suç teşkil edebilecek ihlaller” kapsamında değerlendiriliyor.
MÜLTECİ UYGURLARIN İADESİ TEPKİ ÇEKTİ
2025 yılında uluslararası kamuoyunda büyük tepki çeken bir olay da Tayland’da yaşandı. Tayland yönetimi, yıllardır gözaltında tutulan 40 Uygur Türkünü Çin’e geri gönderdi. Bu gelişme insan hakları örgütleri, Avrupa Birliği, ABD ve diğer ülkeler tarafından sert şekilde eleştirildi.
Uzmanlar, geri gönderilen kişilerin tutuklanma veya kötü muamele riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.
TURİZM VE PROPAGANDA STRATEJİSİ
İnsan hakları örgütleri, Çin yönetiminin Doğu Türkistan’ı turizm merkezi olarak tanıtmaya çalıştığını da raporladı. Bir rapora göre bölgede çok sayıda uluslararası otel zinciri faaliyet gösterirken bazı tesislerin yıkılan camilerin bulunduğu alanlarda inşa edildiği iddia edildi.
Uzmanlara göre bu strateji, bölgedeki ihlalleri “normalleşmiş bir görüntüyle örtme çabası” olarak değerlendiriliyor.
GENEL DEĞERLENDİRME
2025–2026 dönemine ilişkin uluslararası raporlar, Doğu Türkistan’da baskı politikalarının şekil değiştirerek devam ettiğini ortaya koyuyor.
Bu süreçte öne çıkan üç temel başlık ise şöyle:
- Kültürel asimilasyon politikalarının genişletilmesi
- zorla çalıştırma ve ekonomik kontrol sistemleri
- gözetim ve toplumsal kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi
Uzmanlara göre Doğu Türkistan’daki gelişmeler, 21. yüzyılın en büyük insan hakları krizlerinden biri olarak uluslararası gündemdeki yerini koruyor.



İlk yorum yapan siz olun