İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dizi sahnesine “Kriz” tepkisi: Sansür devletinden Türkiye’ye 30 günlük ültimatom!

TRT 1’de yayınlanan Mehmed: Fetihler Sultanı dizisi, bu kez yalnızca bir tarih tartışmasıyla değil, doğrudan Çin devleti kaynaklı bir hukuki baskı girişimiyle gündemde. Tartışmalı sahne sonrası başlatılan süreçte, Türk yapımcılara “özür dileyin” çağrısıyla birlikte süre verilmesi dikkat çekti.

Dizinin 66’ncı bölümünde, Fatih Sultan Mehmed döneminde henüz kurulmamış olan Yarkand Hanlığı’ndan bir heyetin sarayda gösterilmesi ve Ali Şir Nevai’nin bu heyetin sözcüsü gibi sunulması tarihsel açıdan eleştirilirken, tartışma kısa sürede farklı bir boyuta taşındı.

KRİZİ TETİKLEYEN DİYALOG

Sahnedeki şu sözler, sürecin fitilini ateşledi:

“Çin, kudretiyle erkeklerimizi köle, kızlarımızı ise cariye etmeye karar kılmıştır. Orada yalnız korku vardır.” Bu ifadelerin ardından Çin tarafında hızlı bir reaksiyon oluştu.

İHTARNAME: DEVLET DESTEKLİ HUKUKİ HAMLE

Çin tarafından yapılan açıklamada söz de bir Uygur Türkünün şikâyeti üzerine harekete geçen Çinli hukuk bürosu, süreci resmiyete taşıdı. Ancak dikkat çeken nokta, bu girişimin yalnızca bireysel bir başvuru olarak kalmaması oldu.

Çin devlet mekanizmasının da sürece dahil olduğu değerlendirilirken, TRT yönetimi ve yapım ekibine resmi ihtarname gönderildi.

İhtarname kapsamında:

  • Dizideki sahne nedeniyle özür talep edildi
  • İçeriğin “hakaret ve gerçeğe aykırı” olduğu öne sürüldü
  • Türk yapımcılara 30 gün süre verildi

İHTARNAME GÖNDERİLEN İSİMLER

  • TRT Genel Müdürü Muhammed Ziyad Varol
  • TRT Genel Müdürlüğü
  • Miray Yapım
  • Yapımcı Eyüp Gökhan Özekin
  • Senarist Ozan Bodur

KURGUYA TEPKİ, GERÇEKLERE SESSİZLİK?

Dizinin başında açıkça “kurgudur” ibaresi yer almasına rağmen bu ölçekte bir hukuki baskı girişimi, farklı soruları da beraberinde getirdi:

Kurgusal bir sahneye karşı bu denli sert refleks gösteren bir yönetimin, uluslararası raporlara yansıyan iddialar karşısındaki tutumu neden aynı sertlikte değil?

SANSÜRÜN GÖLGESİNDEN GELEN “DERS”

İfade özgürlüğü konusunda sık sık eleştirilen bir ülkenin, başka bir ülkenin televizyon yapımına müdahale etmeye çalışması, “sansür uygulayanlar şimdi ifade sınırı mı çiziyor?” yorumlarına yol açtı. Bu durum, yalnızca bir dizi tartışması değil; aynı zamanda kültürel anlatılar ve medya üzerindeki küresel baskı tartışmasının da yeni bir örneği olarak görülüyor.

GÖZLER TRT’NİN VERECEĞİ KARARDA

30 günlük sürenin ardından TRT ve yapım şirketinin nasıl bir adım atacağı merak konusu. Geri adım mı atılacak, yoksa ifade özgürlüğü vurgusu mu yapılacak?

İlk yorum yapan siz olun

Bir Yorum Yazın