İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Çin’in Londra’daki ‘Süper Büyükelçilik’ Planı Tartışma Yaratıyor: Uygur Aktivist Rahima Mahmut ‘Güvenliğimiz Tehlikeye Girebilir’

İnsan hakları aktivisti ve Uygur toplumu temsilcisi Rahima Mahmut, Çin’in Londra’da planladığı “süper büyükelçilik” projesinin onaylanması halinde, Birleşik Krallık’ta yaşayan siyasi sığınmacıların ve muhalif toplulukların kendilerini daha az güvende hissedeceğini söyledi. Mahmut, kararın yalnızca bir imar ve inşaat meselesi olarak görülmemesi gerektiğini, bunun aynı zamanda siyasi ve etik boyutları olan bir konu olduğunu savunuyor.

İngiltere hükümetinin, Londra’daki Tower of London (Londra Kulesi) çevresine yakın bir bölgede yer alması öngörülen yeni diplomatik yerleşkeye ilişkin kararını kısa süre içinde vermesi bekleniyor. Proje, farklı siyasi partilerden bazı milletvekilleri, siber güvenlik uzmanları ve çeşitli uluslararası aktörlerin dile getirdiği güvenlik kaygıları nedeniyle uzun süredir kamuoyunda tartışılıyor.

Eleştirilerin merkezinde, söz konusu yerleşkenin büyüklüğü ve teknik kapasitesi yer alıyor. Kamuoyuna yansıyan proje çizimleri ve teknik ayrıntılar üzerinden yapılan değerlendirmelerde, binanın kapsamının olağan bir diplomatik temsilcilikten daha geniş olabileceği, bunun da istihbarat toplama ve izleme faaliyetleri açısından risk doğurabileceği iddia ediliyor. Bazı yorumlarda, bölgedeki kritik iletişim altyapısına yakınlık ve “gizli” kullanım alanları olabileceği ileri sürülerek, finansal merkeze yönelik veri güvenliği risklerinden söz ediliyor.

Mahmut ise tartışmanın yalnızca devlet güvenliğiyle sınırlı olmadığını, “sınır ötesi baskı” olarak adlandırılan uygulamalar açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Uygurlar, Hong Kong kökenli muhalifler, Tibetliler ve Çin Komünist Partisi’ni eleştiren diğer grupların, dünyanın farklı ülkelerinde izlenme, sindirilme veya hedef gösterilme kaygısı taşıdığını ifade eden Mahmut, diplomatik misyonların kimi durumlarda bu tür baskı mekanizmalarında rol oynayabildiğine ilişkin endişelerin bulunduğunu vurguluyor.

Aktivist, Birleşik Krallık’a geldikten sonra mesafenin daha fazla güvenlik sağlayacağına inandığını; ancak diaspora topluluklarında uzun süredir “takip edilme, iletişimin izlenmesi, ailelere dönük baskı” gibi kaygıların canlı kaldığını söylüyor. Bu nedenle mega ölçekte bir temsilciliğin, hedef alınma korkusunu artırabileceğini dile getiriyor.

Mahmut ayrıca, Uygurlara yönelik hak ihlallerine ilişkin uluslararası raporlar ve sivil girişimlerin bulgularını hatırlatarak, Pekin yönetimiyle diplomatik ilişki yürütmenin insan hakları gündemini geri plana itmemesi gerektiğini savunuyor. İngiltere’nin ifade özgürlüğü ve kırılgan toplulukların korunması gibi ilkelerinin, bu tür kararlarla sınandığını belirten Mahmut, “Onaylanması halinde bunun sadece teknik bir karar değil, mağdur topluluklar açısından güçlü bir siyasi mesaj olacağını” öne sürüyor.

Hükümetin vereceği kararın, hem ulusal güvenlik değerlendirmeleri hem de ülkedeki diaspora topluluklarının güvenlik ve özgürlük algısı üzerinde etkili olacağı yorumları yapılıyor. Tartışmalar sürerken, projeye ilişkin nihai adımın hangi şartlarla ve hangi güvenlik önlemleriyle atılacağı da merak konusu.

Kaynak: independent

İlk yorum yapan siz olun

Bir Yorum Yazın