İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Çin’in işkence kamplarının tanığı Gülbahar Celilova: Senin annen yok mu?

Çin’in 2014 yılında inşa etmeye başladığı ve 2017 itibarıyla Doğu Türkistan genelinde yaygınlaştırdığı toplama kamplarının varlığına dair tartışmalar sürerken, bölgeden gelen tanıklıklar yaşananların boyutunu gözler önüne seriyor.

Milyonlarca Uygur Türkü ve diğer Türk-Müslüman toplulukların tutulduğu bu kamplarda sistematik baskı, propaganda ve işkence gündemdeki yerini koruyor.

Bu tanıklardan biri olan Kazakistan vatandaşı Gülbahar Celilova, 2017 yılında ticaret amacıyla gittiği Ürümçi’de gözaltına alınarak yaklaşık bir buçuk yıl boyunca kampta tutuldu. Celilova, yaşadıklarını Uygur Haber’e anlattı.

“BİRKAÇ SORU” DİYEREK ALINDI, GERİ DÖNEMEDİ

1964 doğumlu, dört çocuk annesi Celilova, yaşadıklarını şöyle anlattı:

“21 Mayıs 2017’de Ürümçi’ye gittim. Ertesi sabah otelde üç polis ‘birkaç soru soracağız’ diyerek beni aldı. Telefonumu incelediler, bir şey bulamayınca beni sorguya aldılar. Türkiye’ye gittiğimi iddia ettiler. Kabul etmeyince şiddet uyguladılar.”

Çince bir belgeyi imzalamaya zorlandığını belirten Celilova, itiraz ettiğinde tehdit edildiğini söyledi:

“Metni anlamadığımı söyledim. ‘Avukat istiyorum’ dedim. Bana ‘imzalamazsan imzalayacağın yere götürürüz’ dediler. Aynı gece beni Senken Hapishanesi’ne götürdüler.”

40 KİŞİLİK KOĞUŞTA ZİNCİRLİ HAYAT

Celilova’nın anlatımına göre 704 numaralı koğuş ağır şartlar altındaydı:

“14 yaşından 80 yaşına kadar kadınlar vardı. Küçük bir odada yaklaşık 40 kişiydik. Yarısı ayakta kalıyordu. Birçoğunun elleri kelepçeli, ayakları prangalıydı. Pencere yoktu, tuvalet aynı odadaydı.”

Sağlıksız koşulların etkisiyle kısa sürede ciddi kilo kaybı yaşadığını belirten Celilova:

“Yaklaşık 20 kilo verdim. İki günde bir iğne yapıyorlardı. Sonradan bunun hormonları etkilediğini öğrendik. İlaçlardan sonra acı hissetmez hale geliyorduk.”

ANNELER BEBEKLERİNDEN KOPARILDI

Kampta en ağır sahnelerin yeni doğum yapan kadınlar olduğunu vurgulayan Celilova:

“Doğum yapan kadınları aynı gün getiriyorlardı, bebekleri hastanede kalıyordu. Sütleri akıyordu ama çocuklarına veremiyorlardı. Daha sonra sütü kesen ilaçlar veriliyordu. Elimizi yıkamamıza izin verilmiyordu. Suya dokunursak abdest alırız diye yasaktı.”

İŞKENCE SONRASI AKLINI YİTİRENLER OLDU

Koğuşta bazı kadınların gördükleri işkence nedeniyle psikolojik çöküş yaşadığını ifade eden Celilova:

“Bir kadın gördüğü işkenceden sonra aklını yitirdi. Tuvaletteki pisliği yüzüne sürerek bağırıyordu. Ne yapacağımızı bilmiyorduk.”

Her hafta propaganda uygulandığını da ekledi:

“Bize zorla pişmanlık dilekçeleri yazdırıyorlardı. Çocuklarımıza Çince eğitim vereceğimizi yazdırıyorlardı.”

“İMZA ATMAZSAN…” DİYEREK CİNSEL TEHDİT

Sorgu sırasında ağır tehditlere maruz kaldığını belirten Celilova:

“Bir görevli imza atmazsam bana cinsel saldırıda bulunacağını söyledi. Tepki gösterince hakaret etti ve şiddet uyguladı.”

BM BASKISIYLA SERBEST BIRAKILDI

Celilova’nın serbest kalması uluslararası girişimlerle mümkün oldu:

“Çocuklarım her yere başvurdu. BM’ye kadar ulaştılar. Baskılar sonucunda 27 Ağustos 2018’de serbest bırakıldım.”

Serbest bırakılmadan önce tehdit edildiğini de söyledi:

“Konuşmazsan hayatına devam edersin dediler. Ama anlatırsan her yerde seni buluruz diye tehdit ettiler.”

“KAMPTAKİLERİ DÜŞÜNDÜKÇE DAYANAMIYORUM”

Celilova, kampta kalanları düşündükçe büyük acı duyduğunu ifade etti:

“Orada battaniyesiz, soğukta kaldık. Şimdi ne haldeler bilmiyorum. Yaşıyorlar mı diye düşünüyorum. Yaşadıklarımızı anlatmak çok zor.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir Yorum Yazın