Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’nın organize ettiği gezide Doğu Türkistan’ı ziyaret eden gazeteci İsmail Saymaz, “camiler açık, ibadete engel yok” dedi. Oysa ASPI’nin uydu analizine göre bölgedeki camilerin yüzde 65’i yıkılmış ya da hasar görmüş durumda; BM ve diğer hükumetlerin raporları ise tek bir ilçede 967 caminin kamerayla 7/24 izlendiğini belgeliyor.
GEZİ ÇİN’İN PARASIYLA, METİN ÇİN’İN AĞZIYLA
Gazeteci İsmail Saymaz, 12-19 Temmuz tarihleri arasında Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’nın davetiyle bir grup gazeteciyle birlikte Çin işgalindeki Doğu Türkistan’ı ziyaret etti. Dönüşünde sosyal medya hesabından paylaştığı uzun metinde Ürümçi, Kaşgar ve Yenhisar güzergâhında gördüklerini “güllük gülistanlık” bir tabloyla anlattı: açık camiler, Uygurca eğitim, sınırsız internet, dilencisiz sokaklar, 44 havalimanı, 254 “akıllı” fabrika.
Ancak bağımsız araştırma kurumlarının uydu görüntüsü analizleri, insan hakları örgütlerinin saha raporları, BM, Almanya ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın resmi belgeleri, anlatılan tablonun büyük bölümüyle doğrudan çelişiyor.
“CAMİLER AÇIK” İDDİASI: RAKAMLAR TERSİNİ SÖYLÜYOR
Saymaz’ın paylaşımında en dikkat çeken cümlelerden biri “Camiler açık, ibadete engel yok” oldu. Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü’nün (ASPI) uydu görüntüleriyle yaptığı kapsamlı çalışma ise bölgedeki yaklaşık 16 bin caminin yüzde 65’inin (65 civarında) yıkıldığını veya hasar gördüğünü, bunların 8.500’ünün tamamen yerle bir edildiğini ortaya koydu. Guardian ve Bellingcat’in ortak soruşturması da 2016’dan bu yana en az 31 caminin ve iki büyük türbenin kısmen ya da tamamen yıkıldığını belgeledi.

Geriye kalan az sayıda “açık” cami de boş görünüyor. ABD merkezli bir dini özgürlükler komisyonunun raporuna göre, sadece Şincan’ın güneyindeki bir ilçede 967 cami sürekli kamera gözetimi altında; bu yoğun izleme, pek çok Uygur’u ibadete gitmekten caydırıyor.
“İBADETE ENGEL YOK” DEĞİL, KORKUYLA CAYDIRMA
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın dini özgürlükler raporlarında yer alan tespitlere göre, Çin hükümeti mahallelere altışar kişilik “gözlem ekipleri” yerleştirerek evleri tek tek denetliyor; oruç tutmak, sakal bırakmak, Kuran bulundurmak gibi davranışlar “aşırılık” işareti sayılarak kayıt altına alınıyor. 2014’ten bu yana 200 binden fazla devlet memuru bu amaçla 8.500’den fazla köye gönderilmiş durumda.
Yani sahadaki gerçeklik, caminin kapısının fiziksel olarak kilitli olması değil; oraya giren kişinin fişlenmesi, izlenmesi ve bu korkuyla ibadetten uzaklaşması.
EKONOMİK VİTRİN, SİYASİ SESSİZLİK
Saymaz paylaşımında 44 havalimanı, 254 fabrika, 8 ülkeyle sınır, günlük 3 bin araç ihracatı gibi ekonomik veriler geniş yer veriyor. Bu rakamlar doğru olabilir; ancak bölgeyi ziyaret eden gazetecilerin önüne konan bu tablo, Pekin’in yıllardır sürdürdüğü “Şincan’ın hikâyesini anlatma” kampanyasının resmî diliyle birebir örtüşüyor. Devlet güdümlü gezilerde ekonomik büyüme vurgusu öne çıkarılırken, aynı bölgede yaklaşık bir milyon kişinin toplama kamplarında tutulduğuna dair BM ve çok sayıda hükümetin paylaştığı bulgulara metinde hiç yer verilmiyor.

“GÜVENLİKÇİ POLİTİKALAR” CÜMLESİ NEYİ ÖRTÜYOR?
Saymaz, paylaşımının sonunda “güvenlikçi politikalar uygulandığını söyleyebiliriz” diyerek durumu tek cümlede geçiştiriyor ve Çin’in bu politikaları “ayrılıkçı hareketler” ve “Doğu Türkistan İslam Partisi” gerekçesiyle açıkladığını aktarıyor. Oysa bağımsız kaynaklar bu “güvenlik” söyleminin arkasında, dini uygulamaların suç sayıldığı, dilin ve kültürün sistematik biçimde geriletildiği, camilerin ve türbelerin yıkıldığı geniş çaplı bir asimilasyon politikası olduğunu belgeliyor.
ARKA PLAN: DAVETLİ GAZETECİLİK NASIL İŞLİYOR?
Çin, 2018’den bu yana yabancı gazeteci, diplomat ve akademisyenleri özenle kurgulanmış rotalarla Şincan’a davet ediyor. Bu turlarda katılımcılara turistik camiler, “mutlu” esnaf ve modern altyapı gösteriliyor; kamplar, mahkeme belgeleri ve aile üyelerinin tanıklıkları güzergâhın dışında tutuluyor. Uzmanlar bu pratiği “potemkin turizmi” olarak tanımlıyor — sahnenin arkasını değil, önceden hazırlanmış cephesini gösteren bir yöntem.



İlk yorum yapan siz olun