İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Çin Destekli Altın Madenciliği Afganistan’da Gerilimi Tırmandırıyor

Afganistan’ın kuzeyindeki Tahhar vilayetinde bir altın madeninde yaşanan ölümcül çatışma, Taliban’ın altın üretimini büyütme hamlesini ve büyük ölçüde denetimsiz yürütülen, çoğu Çin bağlantılı madencilik faaliyetlerini yeniden tartışmaya açtı. Taliban İçişleri Bakanlığı, 7 Ocak’ta yaptığı açıklamada, geçen hafta Çah Ab ilçesinde maden şirketi yetkilileri ile yerel halk arasında süren çatışmalarda 4 kişinin öldüğünü, 5 kişinin de yaralandığını doğruladı.

Taliban İçişleri Bakanlığı sözcüsü Abdül Matin Kani, ölenlerin 3’ünün yerel sakin, 1’inin ise şirket çalışanı olduğunu söyledi. Kani, bir şirket görevlisi ile bir yerel sakinin cinayet suçlamasıyla gözaltına alındığını; soruşturma tamamlanana kadar şirketin faaliyetlerinin askıya alındığını belirtti. Yetkililer şirketin adını ve mağdurların kimliğini açıklamadı; ancak olayın, Çinli ya da Afgan-Çin ortaklı girişimlerin yoğun olduğu bir bölgede yaşandığı bildirildi.

Bölge sakinleri, gerilimin şirketin tarım ve yerleşim alanı olarak kullanılan topraklarda kazı başlatmasıyla tırmandığını, protestoların şiddete dönüştüğünü söylüyor. Bu olay, Taliban yönetimi altında hızla büyüyen ancak şeffaflığı düşük görülen altın sektörüne yönelik yerel tepkilerin arttığını gösteriyor. Taliban’ın Ağustos 2021’de iktidara dönmesinden bu yana, “ekonomik toparlanmanın temel direği” olarak sunulan maden kaynaklarının işletilmesi, sınırlı denetim, Çin öncülüğünde artan yabancı ilgi ve yükselen yerel muhalefetle yeni bir evreye girdi.

Kasım 2025’te, Afganistan’ın Tacikistan sınırına yakın bir altın madeninde çalışan 5 Çin vatandaşı iki ayrı saldırıda öldürülmüştü. Saldırıların arkasında kimin olduğu netleşmezken, RFE/RL’nin haberine göre bölgede çevresel etkiler ve “bölgenin zenginliğinin dışarıya çıkarılması” algısı nedeniyle Çin destekli işletmecilerle yerel halk arasında uzun süredir biriken gerilim ve şiddet vakaları bulunuyor. Afgan madencilik sektörünün deneyimli isimlerinden Abdül Kadir Motafi de “Afganistan’da denetim yok; çıkarım genellikle en kolay sömürülen alanlarda yapılıyor” diyerek Taliban’ın sözleşme verdiği madenlerde kamu ve bağımsız denetimin ciddi biçimde sınırlı kaldığını söyledi.

Özellikle Badahşan ve Tahhar gibi kuzey vilayetlerinde altın çıkarımı, Taliban’la bağlantılı yerel aktörlerin gözetiminde hızla arttı; topluluklar ise yerinden edilmekten ve kazançtan dışlanmaktan şikâyet ediyor. Badahşan’ın Faizabad’a yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Şehr-i Buzurg ilçesinde, daha önce dere yataklarında basit araçlarla altın arayan köylülerin faaliyetlerinin, ağır iş makineleri kullanan Taliban görevlileri ve Çinli ortakların kontrolündeki daha büyük bir imtiyaza dönüştüğü aktarılıyor. İşçiler, geniş alanların çitlerle çevrildiğini ve silahlı kişilerce korunduğunu; yerel halkın eskiden yararlandığı arazi ve su kaynaklarına erişimin kısıtlandığını söylüyor.

Çevresel etkilerin, kuzeydeki nehir vadilerinde gözle görülür hale geldiği belirtiliyor: Köylüler fıstık ağaçlıklarının ve otlakların tahrip olduğunu, ayrıca tarama ve yön değiştirme çalışmalarının Amu Derya’nın yatağını tekrar tekrar değiştirdiğini dile getiriyor. Bir yerel kanaat önderi, Çinli firmaların Kabil’den kendi güvenlik unsurlarını getirerek geniş serbestlikle çalıştığını, buna karşın yerel topluma klinik, okul ya da köprü gibi yatırımların yapılmadığını savundu. Taliban yönetimi ise altın ihaleleri duyurmasına rağmen sözleşme metinlerini, gelir rakamlarını ve çevre şartlarını paylaşmıyor; uzmanlar da zayıf düzenleme altında ham cevher ihracatının Afganistan’ı “tükenen madenler, sınırlı istihdam, patronaj ağları ve artan eşitsizlikle” baş başa bırakabileceği uyarısında bulunuyor.

Kaynak: RFE/RL

İlk yorum yapan siz olun

Bir Yorum Yazın