İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

52 yaşındaki Uygur kadın İslam’ı anlattığı için tutuklandı

Sızdırılan “Xinjiang Polis Dosyaları”, Çin’in Doğu Türkistan’daki sistematik baskı politikasına dair yeni ve çarpıcı detayları gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor. Son olarak ortaya çıkan belgelerde, 52 yaşındaki Uygur Türkü Nuriman Sadık’ın yalnızca dini faaliyetleri nedeniyle gözaltına alındığı ve toplama kampına gönderildiği belirtildi.

Ele geçirilen belgelere göre Sadık’ın “suçu”; çevresine İslam’ın temel kurallarını anlatmak ve dini vaazları dinlemek. Bu faaliyetler Çin makamları tarafından “aşırılık” kapsamında değerlendirilerek tutuklama gerekçesi yapıldı.

DİNİ FAALİYETLER “SUÇ” KAPSAMINDA

Uluslararası araştırmalar, Çin yönetiminin özellikle Uygur kadınları hedef alan geniş çaplı bir dini baskı politikası yürüttüğünü ortaya koyuyor. Sızdırılan veriler ve insan hakları raporlarına göre Kur’an öğrenmek ve öğretmek, başörtüsü takmak, dini sohbetlere katılmak ve İslami içerik dinlemek gibi faaliyetler “yasadışı dini faaliyet” olarak sınıflandırılıyor.

Hatta bazı vakalarda onlarca yıl önce yapılan dini pratikler bile tutuklama gerekçesi sayıldı.

YÜZBİNLERCE KADIN AYNI GEREKÇELERLE TUTUKLANDI

Araştırmacılar, yalnızca sızdırılan dosyalarda bile yüzlerce yaşlı Uygur kadının benzer gerekçelerle cezalandırıldığını tespit etti. 400’den fazla kadın dini faaliyetler nedeniyle mahkûm edildi. Binlerce kişinin dosyasında “dini eğilim” suç unsuru olarak yer aldı. Gerçek sayının yüz binleri bulabileceği belirtiliyor

Uzmanlara göre bu durum, bireysel vakalardan ziyade merkezi ve sistematik bir politikanın parçası.

İŞKENCE, KAYIPLAR VE ÖLÜMLER

Tanık ifadeleri ve raporlar, kamplarda ağır insan hakları ihlallerine işaret ediyor. Sistematik işkence ve kötü muamele, cinsel şiddet ve zorla sterilizasyon, ailelerden koparma ve zorla asimilasyon. Bu uygulamalar bazı uluslararası kuruluşlar tarafından “insanlığa karşı suç” olarak tanımlanıyor.

ULUSLARARASI TEPKİLER VE SESSİZLİK

Birleşmiş Milletler ve birçok Batılı ülke Çin’i sert şekilde eleştirirken, Pekin yönetimi tüm iddiaları reddediyor ve uygulamaların “terörle mücadele” kapsamında olduğunu savunuyor. Ancak sızdırılan belgeler, tanık ifadeleri ve bağımsız raporlar, sahadaki gerçekliğin resmi söylemden çok daha farklı olduğunu ortaya koyuyor.

İlk yorum yapan siz olun

Bir Yorum Yazın