Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur ve Kazak Müslümanlara dönük sistematik işkence ve asimilasyon politikaları karşısında sessiz kalmak bu uygulamaları onaylamak anlamına gelir. Zulüm gören bir halkın yanında yer almak insanım diyen herkesin birinci vazifesidir.
Uygur Haber
Almanya Dışişleri Bakanı Maas Çin’i Uygurlara yönelik şiddetli baskı politikası nedeniyle eleştirdi. DW’den Matthias von Hein’a göre bunun etkisini göstermesi için Avrupa’nın ortak bir yaklaşımda…
Çin’e resmi ziyaret düzenleyen Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, düzenlediği basın toplantısında Çin’de Uygurların yeniden eğitimi için oluşturulan kampların “kabul edilemez” olduğunu söyledi. kaynak: DW Türkçe …
Kazakistan Dışişleri Bakanı Kayrat Abdrahmanov, Çin Büyükelçisi ile Doğu Türkistan’daki sorunları ele aldı. Kaynak: Kırım Haber Ajansı, 13 KASIM 2018 Kazakistan Dışişleri Bakanı Kayrat Abdrahmanov, Çin’in…
Beni bilen bilir, ben de Allah’ı bilirim ve ‘Tengri biz menen’ derim. Bilene de bilmeyene de selam eder kendimi tanıtmak ve hatırlatmak isterim. Ben senin…
Araştırmacı Cen Si’nin en yeni araştırmasında, Doğu Türkistan’ın güvenlik bütçesi üzerindeki araştırmalar sonucunda Çin hükümeti tarafından 2017’den beri tekrar eğitim kamplarının önemli ölçüde genişletildiği doğrulandı. Veriler,…
dünyanın dört bir yanından gelen Binlerce Uygur Türkü 6 Kasım Salı günü Cenevre’de Doğu Türkistan’daki Çin’in “Tekrar Eğitim Kampları”nı Protesto etti. BM üyesi Birçok batı ülkesi…
Avustralya Dışişleri Bakanı, Çin ve Avustralya’nın Pasifik adalarında tam işbirliği yapabileceğini ve Çin’in Uygurlara uyguladığı baskıyı da sorgulayacağını açıkladı, Çin 2011’den bu yana Avustralya’ya Pasifik…
Foreign Policy’nin Asya editörü James Palmer, Çin’in Doğu Türkistan’da baskı ve işkence uyguladığı Müslüman Uygurlarla görüşmüş ve bir dizi habere imza atmıştı. James Palmer, katıldığı bir…
Ali Emir Ataman, 2016 yaz tatilinde Doğu Türkistan’a turist olarak gitmiş ve oradaki Uygur Türklerine yönelik yapılan kısıtlamaları, baskıları tamamen kişisel gözlemlerine dayanarak ve kendisi çektiği…
BM’deki Çin oturumunda batılı ülkeler, Çin’in insan hakları ihlallerinin endişe verici olduğu yönünde görüş belirtti. Müslüman ülkelerin Çin’i desteklemesi hakkında ise Kanada, Çin’in bu ülkeleri…
İstanbul’da bazı sivil toplum kuruluşları, Çin ile BM İnsan Hakları Konseyi arasında gerçekleştirilecek ‘Çin’deki insan hakları ihlalleri görüşmesi’ öncesinde, Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı politikaları yürüyüşle…
BM, dün Cenevre’de Çin’in insan hakları konusundaki durumunu masaya yatırdı. Pek çok Batılı ülke Uygur Türklerine yaptıklarına ilişkin Çin’e tavır alırken, Müslüman ülkelerin sessizliği dikkat…
Kazakistan Dışişleri sözcüsü, Çin’in alıkoyduğu Kazakistan vatandaşları hakkında Çin büyükelçiliği ve yetkililerine bilgilendirme mesajı iletildiğini söyledi. kaynak: Kırım Tatar Ajansı, ASTANA 6 KASIM 2018 Kazakistan…
Sabah gazetesinden Göksan Göztaş, Pekin’den Kazakistan sınırına kadar yaptığı gezisini “Çin kollarını Türkiye’ye açtı” başlığıyla 4 Kasım’da Sabah gazetesinde yayınladı. Yazıda, Doğu Türkistan’daki Çin zulmünden bahsedilmemesine…
Türkiye’nin Çin ile ilişkileri bozmamak adına herhangi bir girişimde bulunmadığı bir coğrafya, Uygur Türklerinin anavatanı; Doğu Türkistan… Siyasi iktidarın konuya girmemesi bir kenara, Türkiye’nin okumuş,…
Uydu görüntüleri, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Müslüman Uygurları “yeniden eğitim” altında alıkoyduğu iddia edilen gözaltı merkezlerinin genişlediğini ortaya koydu. (TRT Haber:) Avustralya kamu yayın…
Foreign Policy’de çıkan makalede Çin hükümet tarafından Uygur Türklerinin hürriyetine, dinine ve kültürüne karşı uyguladığı baskılardan ötürü Afganistan’a ciddi bir göçün başladığından bahsediliyor. Çin tarafından…
HABERERK Yazarlarından Osman Oktay Çin’de toplama kamplarında tutulan Ömürbek Bekali ile görüştü. İşte o görüşme ve detayları; 2016’nın Mayıs ayında 25 arkadaşımla birlikte Urumçi, Turfan…
Hürriyet gazetesi yazarı tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, bugünkü yazısında, Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine yönelik büyük baskıyı kaleme aldı. Ortaylı, kamplarda geniş kitlelerin toplanarak işkence…
Bir kavmi öldürmeden yok etmek çok pahalıdır, ancak Pekin bu bedeli ödemeye istekli görünüyor. Doğu Türkistanda dehşetleri devam etmektedir. Milyonlarca insan kamplarda tutuklu bulunmaktadır. Her aileye memur yerleştirilmiştir. kontrol noktaları yaygın, her cihaza casus yazılımları yüklenmiştir.
İngiltere, Çin yetkililerince düzenlenen “Sincan Uygur Özerk Bölgesi aşırıcılığı engelleme Yönetmeliğ”nin revizyonu hakkında 26 Ekim’de yayınlanan aşağıdaki Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisinin raporunu destekliyor. Sincan…
Çin’in doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği insanlık dışı uygulamalarından hayatlarını kurtarma telaşı ile kaçan Uygurlar gittikleri Tayland’da yakalanmışlardı. Tayland’da tutulan yüzlerce Uygur zaman zaman Türk medyasında da…
Bir hükümet yetkilisi, Japonya Başbakanı Shinzo Abe’nin, Çin ziyaretinde cuma günü (26 Ekim) Çin Başbakanı Li Keqiang ile yaptığı görüşmede Çin’deki insan hakları durumuyla ilgili…
ÇİN DEVLETİ’NİN UYGUR TÜRKLERİNE KARŞI BAŞLATMIŞ OLDUĞU ZULÜM KAMPLARI HAKKINDA BİZE BİLGİ VEREBİLİR MİSİNİZ? Çin’in genel olarak sınırları içindeki veya etkisi altına aldığı, farklı bütün…
Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, Doğu Türkistan’a giden diplomatların toplama kamplarına dair raporlarının doğru olduğunu belirttiklerini aktardı. Hunt, konuyla ilgili endişelerini Çinli mevkidaşına bildirdiğini…
Uluslararası Af Örgütü, Çin’in kuzeyindeki Sincan Uygur Özerk Bölgesi valisinin, çoğunluğu Müslüman neredeyse bir milyon kişinin gözaltında tutulduğu kampları “ücretsiz mesleki eğitim” merkezleri olarak tanımlaması üzerine bir açıklama yayımladı.
Uluslararası Af Örgütü Çin Araştırmacısı Patrick Poon, yaptığı açıklamada “Valinin açıklamaları mevcut kanıtları hiçe saymanın yanı sıra, kamplarda acı çeken insanlara ve kayıpların ailelerine hakaret niteliği taşıyor. Neredeyse bir milyon kişi keyfi olarak gözaltında tutulurken hiçbir manevra Çin yetkililerinin Sincan (Doğu Türkistan) Bölgesi’nde sistematik baskı uyguladığı gerçeğini gizleyemez” dedi. Poon, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Toplu gözaltı kampları esas olarak öğrenme merkezleri değil, cezalandırma ve işkence mekanlarıdır. İnsanların dövüldüğüne, yiyecekten mahrum bırakıldığına ve tecritte tutulduğuna ilişkin tutarlı haberler geliyor. Bu durum, neredeyse bir milyon insanın hayatı üzerinde yıkıcı etkiler yaratıyor. Yetkililerin Sincan (Doğu Türkistan) Bölgesi’nde gerçekten neler yaşandığıyla ilgili dürüst olmasının zamanı geldi.”
Arka Plan:
Çin hükümeti, Sincan (Doğu Türkistan) Bölgesi’ndeki Uygurlara, Kazaklara ve çoğunluğu Müslüman diğer etnik gruplara yönelik toplu gözaltı, izinsiz gözetim, siyasi telkin ve zorunlu kültürel asimilasyon politikalarını geçen yıl boyunca daha da yoğunlaştırdı. Gözaltına alınanların çoğunun ailelerine sevdiklerinin akıbeti hakkında hiçbir bilgi verilmedi. Aileler ise çoğu zaman seslerini yükseltmeye korkuyor.
“Aşırılıkla Mücadele Düzenlemesi”nin kabul edildiği Mart 2017’den bu yana, Sincan (Doğu Türkistan) Bölgesi’nde kamplara kapatılan ve çoğunluğu Müslüman olan etnik grupların sayısı hızla artıyor. Düzenlemeye göre “normal” olmayan sakal bırakmak, peçe veya başörtüsü takmak, namaz kılmak, oruç tutmak, alkol almamak ya da İslam veya Uygur kültürüyle ilgili kitaplar veya yazılar bulundurmak da dahil olmak üzere dini veya kültürel aidiyetin açık veya hatta özel alanda sergilenmesi “aşırılık” olarak değerlendiriliyor.
Çalışma veya eğitim amacıyla özellikle Müslüman nüfusun ağırlıklı olduğu ülkelere gitmek ya da Çin dışında yaşayan insanlarla iletişim kurmak da insanları şüpheli konumuna düşüren temel sebepler arasında bulunuyor.
Kaynak: Uluslararası Af örgütü
Türk Ocakları Genel Merkez Yönetimi ve Şube Başkanları, 27-28 Ekim 2018 tarihlerinde Ankara’da toplandı. Ülke ve millet meseleleri hakkında istişarelerde bulunuldu ve Doğu Türkistan konusu dahil önemli bazı hususların Türk milletine arz edilmesine karar verildi. Doğu Türkistan konusu şöyle arz edildi:
“Son yıllarda Doğu Türkistan’da yaşayan Müslüman Türklerin temel insan hakları, Çin Hükumeti tarafından ihlal edilmekte; yüz binlerce insan, sözde “yeniden eğitim” adı altında toplama kamplarında tutulmaktadır. Türk Hükumeti ve Birleşmiş Milletlerin, Doğu Türkistan’da yaşanan 21. Yüzyılın en sistematik soykırımı karşısında Çin Hükumeti nezdinde gerekli girişimleri yapmasını bekliyoruz” (larende, Karaman gündem).
Ertesi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı günü, Merkezi Ankara’da bulunan Türk Ocakları Genel Merkezinde Türk Ocakları genel başkanı prof.Dr. Mehmet Öz’ün önderliğinde Doğu Türkistan’da insan hakları ihlali ile ilgili bir basın açıklaması yapıldı. (gökbayrak)
Doğu Türkistan Dernek Başkanları ve Temsilcileri, ayrı ayrı konuşmalar yapmış ve Doğu Türkistan Türklerinin çektiği acılar resimlerle, videolarla tüm basın önünde ortaya konmuştur.
Aynı gün farklı illerdeki Türk ocakları şube başkanları da Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri hakkında açıklama yaptılar: Türk Ocakları Karaman Şube Başkanı Yunus Turan, Çin’in “Sincan Uygur Özerk Bölgesi” olarak adlandırdığı Doğu Türkistan’da, son yıllarda meydana gelen insan hakları ihlalleri ve 21. yüzyılın en zalimane, aynı zamanda sistematik soykırımı hakkında basın açıklaması yaptı. (Karaman gündem) Türk Ocakları Alanya Şubesi Başkanı Hasan Peker, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri hakkında açıklamada bulundu. (gazete Alanya) …..
TÜRK OCAKLARI GENEL MERKEZİNİN DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI
Sayın Basın Mensupları,
Bugün burada, Çin’in “Sincan Uygur Özerk Bölgesi” olarak adlandırdığı Doğu Türkistan’da, son yıllarda meydana gelen insan hakları ihlalleri ve 21. yüzyılın en zalimane, aynı zamanda sistematik soykırımı hakkında, Doğu Türkistan Türklerinin ülkemizdeki sivil toplum kuruluşlarının da katılımıyla sizlere açıklama yapmak üzere toplanmış bulunuyoruz.
Bilindiği gibi, Doğu Türkistan, Ekim 1949’da Rusların yardım ve yataklığı sonucunda Çin Komünist Partisi yönetimince işgal edilmiştir. 1955’te Çin tarzı otonom bölgeye çevrilen Doğu Türkistan, sonu gelmez yasak, zulüm ve işkencenin uygulandığı bir sömürge bölgesine dönüştürülmüştür.
“Türkistan” ve “Türk” adlarının yasaklanmasıyla başlayan zulüm, “Yerli Milliyetçilikle Mücadele”, “Pantürkizm ve Panislamizmle Mücadele”, “Derebeyleri ve Zenginlerle Mücadele”, “Sovyet İşbirlikçileriyle / Revizyonistlerle Mücadele” adlarıyla devam etmiş; ardından on yıl süren Kültür Devrimi dönemindeki akıl almaz, sistemli zulüm ve Çinlileştirme, Mao’nun ölümüyle kısmi olarak son bulmuştur.
Uygur Türkleri, Çin’deki “Reform ve Açılım” sürecinde, özellikle 1980-1990 yılları arasında nispeten rahat nefes alma ve kendine gelme fırsatını yakaladıysa da Sovyetler Birliği’nin parçalanması ve soğuk savaşın sona ermesiyle Doğu Türkistan’da, zulüm ve işkence devri geri gelmiştir.
1994-2010 arasında bölgenin tek mutlak hâkimi olan Wang Leçuan, Çin’in yürürlükteki anayasası, özerk bölgeler yasası, din-inanç yasası ve dil-yazı yasalarını rafa kaldırmış; tamamen kendi inisiyatifi ile Uygur Türklerine yönelik en sistematik, en acımasız ve tavizsiz eğitim, kültür, ekonomi ve sosyal politikaları uygulamıştır.
Bu uygulamalardan bazıları şunlardır:
1. İslamiyet’in kamusal ve özel alanlardan çıkartılması, din öğretiminin resmî ve özel olarak yasaklanması.
2. Uygur Türkçesinin özerk bölge yönetimi, eğitimi ve sosyal-kültürel alandaki resmî dil statüsünün iptal edilmesi ve Mandarin Çincesinin dayatılması; Çince konuşamayan ve yazamayanların işten çıkartılması.
3. Doğu Türkistan kırsallarındaki evlenme çağına gelmiş, 16-22 yaşlarında Uygur kızlarının devlet zoruyla Çin’in doğusundaki sanayi bölgelerine köle işçi olarak götürülmesi.
4. Yurt içi ve yurt dışına seyahatin zorlaştırılması, özellikle yurt dışına çıkışların zaman zaman imkânsızlaştırılması.
5 Temmuz 2009’daki Urumçi Soykırımı sonrasında, Çin Komünist Partisi iktidarı, bölgedeki zulmün dozunu sürekli arttırmış; Wang Leçuan’ın yerine atanan Zhang Çunşian, selefini aratmayacak uygulamaları hayata geçirmiştir. Köylerde kurduğu zorunlu anaokullarında Çince eğitim vererek Uygur çocuklarını ana dil ve Türk kültüründen tamamen kopartma yoluna gitmiştir.
Ağustos 2016’de, bölgeye Çin Komünist Partisi yetkilisi olarak atanan Chen Çuanguo ise, “Aşırılıkla Mücadele” adı altında Uygur Türklerinin bütün kesimlerini hedef almıştır. Ekim 2016’dan itibaren Uygurların pasaportları toplatılmış; Ocak 2017’den itibaren yurtdışında yaşayan, okuyan, ticaretle meşgul olan Uygur Türklerinin Çin’e dönmesi için Doğu Türkistan’daki aile fertlerini rehin alarak veya onların yanında telefondan arayarak tehdit ve şantaja başlamıştır.
Chen Çuanguo tarafından bölgede uygulanan “Izgara Tarzı Toplum Yönetimi” stratejisi, bölgeyi tam bir polis ve şiddet devletine çevirmiş; Uygurlar nefes alamaz hâle gelmiştir.
Bu süreçteki uygulamalardan bazılar şunlardır:
1. “Çifte-Bağlantılı Hane Sistemi” ile evlerin birbirlerini gözetlemek ve “güvenlik konuları” hakkında görevlilere rapor vermek üzere 10’lu gruplara ayrılması.
2. Merkezî ve mahallî görevlilerin, iletişim araçlarına yerleştirdikleri programlar ile sürekli denetleme ve gözetlemede bulunması.
3. Cep telefonu, bilgisayar ve internet kullanıcılarının “yasadışı dinî içerik, millî ve kültürel içerik” açısından izlenebilmesi için cihazlara casus yazılımı yükleme zorunluluğu getirilmesi.
4. İhbar ve ödüllendirmenin tesis edilmesi.
5. “Fazla” ve “kullanılmayan” cami ve mescitlerin yıkılması.
6. “Kardeş aile” uygulamasının başlatılması. (Bu uygulama kapsamda, 2017 yılında 100 bin Çinli memur, Doğu Türkistan’ın kırsal bölgelerindeki ailelerin evlerinde kalmıştır. Bu uygulama hâlâ devam etmektedir.)
Yasaklara uymayanlar, yeterli derecede uyumlu olmadığına kanaat getirilenler, son on yıl içinde yurtdışına gidip gelenler, yurtdışı ile herhangi bir şekilde bağlantısı olanlar, aile geçmişinde Çin karşıtı eylem veya söylemlerde bulunanlar “Yeniden Eğitim Merkezleri” denilen Çin tarzı “Nazi Kampları”na gönderiliyor. Bu kamplara gönderilenler, başlangıçta tamamen Uygur Türklerinden oluşsa da daha sonra Kazak ve Kırgız Türkleri de dâhil edilmiştir. Başta Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Kaldırılması Komisyonu olmak üzere en güvenilir kaynaklar, günümüzde Doğu Türkistan’daki Müslüman Uygur Türkü nüfusunun en az %10’unun kamplara kapatıldığını belirtmektedir.
Konuyla ilgili ilk akademik raporu hazırlayan Adrian Zenz‘e göre, yaygın olarak üç çeşit kamp uygulaması vardır.
Bu kamplar şunlardır:
1. Çinceyi bilmemekten başka “suç”u bulunmayan, okuryazar olmayan çiftçi ve esnafın kapatıldığı “Eğitim Merkezleri Aracılığıyla Toplu Öğretimle Dönüştürme Kampı”.
2. Evinde dinî kitap veya dini çağrıştıran nesne; telefonunda, bilgisayarında dinî veya “ayrılıkçı” içerik bulunduranların kapatıldığı “Hukuk Sistemi Okulları”.
3. Ülke dışında eğitim alanlar, bir şekilde yabancılarla bağ kuranlar, yurtdışına resmî veya gayriresmî seyahat edenler ve yurtdışında akrabası olanların en kötü muameleye tabi tutuldukları “Rehabilitasyon Merkezleri”.
Tutuklular, İslam’ı reddetmeye, kendilerini ve sevdiklerini durmaksızın eleştirmeye, hakaret etmeye ve partiyi ve Çinliliği yüksek sesle övmeye zorlanıyorlar. Beyin yıkama haricinde tecavüze, helal olmayan yemeklere, içki içmeye zorlanıyorlar. Özellikle genç erkekler öldürülme, tıbbi deneye tabi tutulma ve iç organlarının çalınması gibi vahşi cezalandırmalara maruz kalmaktadır. İtaatsizlik edenlere ise saatlerce ayakta durma, tecrit etme, yemek vermeme, demirden elbise giydirme, kafasını buzlu suya sokma gibi işkenceler uygulanmaktadır.
İnsan hakları örgütlerinin verilerine göre, Nisan 2017’den beri kaybolan veya “Çin Nazi Kampları”nda tutulan tanınmış Uygur Türkü aydınlarından 231’inin bilgilerine ulaşılmıştır. Bunların içinde tutuklu iken ölen veya öldürülen bilim insanlarının olduğu da bildirilmiştir.
Çin’in, Doğu Türkistan’da uzun süredir “terörizm ve dinî aşırılık” bahanesiyle devam ettirdiği bu ırkçı tutumundan, insan hakları ve inanç hürriyeti kısıtlamalarından ve “yeniden eğitim kampları” adıyla açık hava hapishanesi şeklinde kurduğu çağdaş Nazi işkence kamplarından bir an önce vazgeçmesi, yasadışı bir şekilde gözaltında tuttuğu bir milyondan fazla Müslüman Türk soydaşımızı serbest bırakması çağrısında bulunuyor; başta Türkiye Cumhuriyeti’nin yöneticileri olmak üzere uluslararası toplumu bu konuda duyarlı davranmaya, konuyu gündeme getirmeye ve çözüm üretmeye davet ediyoruz.
Bu şekilde devam etmesi hâlinde, emsali görülmemiş bir soykırıma dönüşecek olan bu uygulama ve baskıların gündeme getirilmesi, asla Çin’in iç işlerine karışmak olarak değerlendirilmemeli; ekonomik ve stratejik işbirliği düşünülerek milyonlarca Müslüman Türk’ün, tüm dünyanın gözü önünde asimilasyona uğramasına izin verilmemelidir.
Bağımsız uluslararası kuruluşların da teyit ettiği bu baskı ve zulümleri kınıyoruz. Eğer Çin Hükûmeti Türkiye ve diğer Türk devletleri ile Kuşak Yol Projesi de dâhil, sağlıklı ilişkiler kurmak istiyorsa Türk devletlerinin yetkilileri Çinlilere, Doğu Türkistan Türklerinin kimlik haklarına saygı göstermesi gerektiğini, uygun diplomatik dil ve politikalarla göstermek zorundadır.
Kamuoyuna saygı ile arz ederiz.
kaynak: gökbayrak, Karaman gündem, gazete Alanya, larende, Türk ocakları
Çin’in Uygur Türklerini baskı altında tutabilmek için geliştirdiği toplama kampları ilk kez bu kadar yakından görüntülendi. Eğitim merkezi adı altında faaliyet gösteren merkezlerin hapishaneden farkı yok.
BBC’nin ulaştığı yeni uydu görüntülerinden yola çıkarak hazırladığı videoda, bir futbol sahası ve etrafındaki alan kullanılarak oluşturulan tesis, uzmanlar tarafından dünyanın en büyük gözaltı merkezlerinden biri olarak adlandırılıyor.
Haberinde milyonlarca Müslüman Uygur Türkünün Sincan (Doğu Türkistan)’da yargılanmadan zorla alıkonulduğunu aktaran BBC, bölgedeki güvenliklik hapispahen tesislerinin sayısının son iki yılda iki kattan fazla arttığını da işaret etti.
BBC’den John Sudworth imzasıyla yayımlanan videoda, eğitim merkezinin etrafında konuşlanan güvenlik görevlileri çekim yapmalarına izin vermiyor. Sodworth’un bir genç kızla röportaj yapma girişimi de başarısızlıkla sonuçlanıyor.

Uluslararası toplumun sessiz kaldığı Sincan (Doğu Türkistan)’da, son yıllarda baskı ve zulüm artarak devam ediyor. İstismar ve aşağılama iddialarının ayyuka çıktığı bölgede zorla tutulan Müslüman Uygur halkı, gizli hapishanelerde zorla tutuluyor.
Kaynak: karar
Çin’de Müslümanlara kamplarda işkence yapıldığı iddiaları sonrası gözlerin çevrildiği Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki merkezlerde ‘cephanelik’ gibi emniyet malzemesi toplandığı iddia edildi.
Pekin’in mesleki eğitim verildiğini savunduğu kamplardan sorumlu yerel yönetimin bu yılın başında 2 bin 768 polis copu, 550 elektro şok cihazı, bin 367 çift kelepçe ve 2 bin 792 kutu biber gazı satın aldığı ortaya çıktı.
Fransız haber ajansı AFP’ye göre, ihale ve bütçe resmi çalışma raporları gibi kamuya açık hükumet belgelerinden elde edilen bilgiler ‘merkezlerin okuldan çok hapishane gibi’ yönetildiğini gösteriyor.
Euronews’in haberine göre; nisan 2017’den sonra merkezler için satın alınan malzemeler arasında gelişmiş gözetleme sistemi, öğrencileri sınıflarda kayıt altına alacak kameralar, dikenli teller, telefon görüşmelerini dinlemeyi sağlayan bir sistem, kızılötesi izleme cihazları da bulunuyor.
Birleşmiş Milletler’in (BM) Çin’de bir milyon Müslümanın kamplarda kötü şartlarda tutulduğunu açıklamasının ardından Pekin yönetimi ‘bu merkezlerde verilen mesleki eğitimin bölgedeki ekonomik büyüme ve sosyal hareketlilik politikasının bir parçası olduğunu’ duyurmuştu.
“SOYLARINI KIRIN, KÖKLERİNİ KURUTUN”
Belgelerden elde edilen bilgilere göre biber gazı, şok tabancası, elektro şok aletleriyle donatılmış binlerce görevli, güvenlik kameralarıyla dolu merkezlerdeki ‘öğrenciler’ üzerinde sıkı kontrol sağlıyor.
Aynı kişinin ayrıca ‘Yeni, daha iyi Çin vatandaşı inşa etmek için soylarını kırın, köklerini kurutun, bağlantılarını koparın’ ifadelerini kullandığı belirtiliyor.
DEVLET TELEVİZYONUNDAKİ OKUL GÖRÜNTÜLERİ TARTIŞILIYOR
Çin devlet televizyonu CCTV’de geçtiğimiz hafta bölgedeki 181 merkezden birinde üniforma giyen ‘öğrencilerin’ Mandarin dili öğrendiklerini, geleneksel örgü, dokuma ve yemek pişirme eğitimi aldıklarını gösteren bir program yayınlandı.
Çin’in 2014’te ‘terörizme’ karşı başlattığı kampanya çerçevesinde 2017’nin başlarında Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde ‘eğitim merkezleri’ kuruldu. Bu tesislerin maliyetinin 432 milyon Dolar olduğu tahmin ediliyor.
Ayrıca 2018’in başında sadece Hotan bölgesinin mesleki eğitim bürosu yaklaşık 200 bin Çince dilbilgisi kitabı ve 11 bin çift ayakkabı siparişi verdi.
BM: ÇİN’DE 1 MİLYON KİŞİ KAMPLARDA
Başta BM uzmanları olmak üzere, insan hakları grupları ve birçok ülke Çin’de çoğunluğu Müslüman azınlıklardan oluşan Uygur Özerk Bölgesi’nde insanların toplama kamplarında zorla alıkonulduğuna dikkat çekiyor.
İnsan hakları ihlali iddialarını reddeden Pekin yönetimi ise bölgedeki ‘aşırılara ve bölücülere’ karşı mücadele kapsamında eğitim kamplarının kurulduğunu savunuyor.
BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesinin İsviçre’nin Cenevre kentinde ağustosta düzenlediği toplantıda yayınlanan raporda Çin’in Uygur ve diğer azınlık Müslümanlardan bir milyon kişiyi gizli askeri kamplarda tuttuğu açıklamıştı.
Kaynak: Hürriyet





























