İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Uygur Haber

Pekin’de Kan Ticareti

Kaşıkçı cinayetinin izini parayla silmeye çalışan Prens, son olarak Çin’deki 10 milyar dolarlık anlaşmayla dünyaya itibar ‘pazarladı’. Karşılığında, Doğu Türkistan’daki işkence kamplarını savundu. Kirli diplomasi, milyonları asimilasyona tabi tutan Pekin’in zulüm projesine en net destek oldu.

Çin’den Biyolojik Terör

Çin’in Doğu Türkistanlılara yönelik zulmünde ABD'de üretilen malzemelerden yararlandığı ortaya çıktı. “Sağlık taraması” yalanıyla kolay takip edebilmek için Uygur Türklerinden 36 milyon DNA örneği toplayan Çin’e, ihtiyacı olan teknoloji, ABD’den gelmiş.
Amerikan biyoteknoloji üreticisi Thermo Fisher, Uygur Türklerinin DNA veri bankasını çıkarmak isteyen Çin'e malzeme satışını durduracağını açıkladı.

“Mazlumların feryadını duymayan kalmadı”

Doğu Türkistan Teşkilatlar Birliği tarafından Beyazıt meydanında basın açıklaması düzenlendi. Komünist Çin hükümetinin Doğu Türkistanlılara yaptığı zulüm ve işkenceler her gün artarak devam ediyor. Milyonlarca insanın toplama kamplarında tutulduğu Doğu Türkistan’da hayat çekilmez hale gelirken, Türkiye’dekiler, akrabalarından hiçbir şekilde haber alamıyor.

Doğu Türkistan’daki diğer tecrit yöntemleri

Toplama kampları bugün Doğu Türkistan’daki zorba rejimin en çok göze çarpan, en geniş kapsamlı aygıtı. Toplama kamplarında hayatını kaybedenler var. Ancak toplama kampları Doğu Türkistan’da tecrübe edebileceğiniz en ağır ortam değil. Bunların dışında şartları çok ağır olan hapishaneler, insanların zorla çalıştırıldığı fabrikalar, ev hapsi gibi tecrit yöntemleri de vardır.

Doğu Türkistan hakkında birkaç kitap ve tarihî coğrafî sınırlarımız

İsmail Gaspıralı’nın yazdığı “Arslan Kız’”,Necip el-Kiylanî’nin Türkistan Geceleri, Abdürreşit İbrahim’in hatıratı da yeterli derecede ilgi görmüş değildir. Asya’da Beş Türk ve Çin Türkistan Hatıraları’nın da üzerinde çokça konuşulmuş değildir. Hâlbuki bu kitaplar tarihî coğrafî sınırlarımızın dramatik değişimini anlamamız açısından çok önemlidir. İklil Kurban’ın Doğu Türkistan İçin Savaş adlı kitabı mutlaka okunmalıdır.

Doğu Türkistan ‘göz’ altında

Milyonları işkence kamplarına kapatan, toplumun kanaat önderlerini demir parmaklıklar ardında tutan Pekin, sistematik zulümde sınır tanımıyor. Doğu Türkistan’ı açık hava hapishanesi haline getiren ‘büyük biraderin’ şimdi de Uygurları yüz tanıma teknolojisiyle fişlemeye başladığı ortaya çıktı.

Çin’in 21. asır distopyası Doğu Türkistan’daki toplama kampları

Öncelikle toplama kampından ne anladığımızı açıklığa kavuşturmak gerek. Toplama kampları herhangi bir suçtan hüküm giymemiş, davası görülmemiş, yalnızca kimliklerinden dolayı potansiyel olarak tehlikeli görülen toplumsal grupların önleyici tedbir olarak tecritlerine dayanıyor. Belli etnik grupların hedef alınması...

Türkistan’ın hamisi Türkiye

Prof. Dr. Abdurreşid Celil Karluk, Çin’in ayakta kalmak için Müslümanlara ihtiyacı olduğunu söyleyerek Türkiye’nin yaptığı çıkış ile Doğu Türkistan’ın hamisi olduğunu tüm dünyaya gösterdiğini ifade etti.
Çin’in Türkiye’nin ekonomisinde, siyasetinde, ticaretinde de aktif olmaya çalışmasının nedeninin Türkiye’nin Türkistan üzerindeki potansiyel gücünü yok etmek olduğunu vurguladı.

Enver İbrahim: Bu sadece Uygurların değil tüm Müslüman dünyasının dramı

Doğu Türkistandaki insan hakları ihlalleriyle ilişkin Malezya'da iktidar koalisyonunun ortağı Halkın Adaleti Partisinin lideri Enver İbrahim: Bence bu sadece Uygurların değil, tüm Müslüman dünyasının dramı. Milyonlarca insana terör suçlusu denilemez. Asıl problem birçok ülkenin bu soruna sessiz kalması.

‘Çin Müslüman Ülkelerin Sessizliğini Satın Almaya Çalışıyor’

Çin’in Doğu Türkistan'daki Uygurlar’a yönelik baskı politikası Atlantik Konseyi'nin Washington’da düzenlediği panelde ele alındı. Uygur İnsan Hakları Projesi Yönetim Kurulu Başkanı Nury Turkel’e göre, Çin Türkiye dahil  Müslüman ülkelerin sessizliğini parayla satın almaya çalışıyor.
“Türkiye’nin geciken cevabı önemli çünkü Çin’in Uygur Türkleri’nin kültürel kimliğini yok etmeye yönelik sistematik çabaları Uygurlarla tarihi ve kültürel bağları olan Türkiye gibi bir ülkeden güçlü tepki gelmesini gerektirir”

Erkan Akçay’dan Dışişleri Bakanlığına Doğu Türkistan Desteği

Doğu Türkistan Türklerinin haklı davasının takipçisi ve savunucusu Türkiye Cumhuriyeti'dir, bu gerçek hiçbir zaman değişmeyecektir. Dışişleri Bakanlığımızın Bakanlık sözcüsünün 9 Şubat 2019 tarihli açıklamasına sahip çıkarak Doğu Türkistan davasını gündemden uzak tutmaması beklentimizdir. Ayrıca Türkistan'daki Çin zulmü birkaç videoyla da gizlenemeyecektir.

Uygur aydını ve bilim insanlarından haber alınamıyor

Doğu Türkistan'da 2016'dan bu yana "dini aşırıcılık" suçlamasıyla toplama kamplarında veya keyfi tutuklamalar sonucu hapishanelerde alıkonulan Uygur Türklerinin sayısının bir milyondan fazla olduğu tahmin ediliyor.
Çin yönetimi tarafından hapishane ya da toplama kamplarında tutulanlar arasında Uygur akademisyenlerden sanatçılara, profesyonel sporculardan bilim insanlarına kadar tanınmış pek çok isim var.

Dışişleri Bakanlığı: ‘Çin makamlarını toplama kamplarını kapatmaya davet ediyoruz’

Aksoy: Keyfi tutuklamalara maruz kalan bir milyondan fazla Uygur Türk'ünün toplama kamplarında ve hapishanelerde işkence ve siyasi beyin yıkamaya maruz bırakıldıkları artık bir sır değildir. Kamp dışındakiler de büyük baskı altındadır. Yurtdışındakiler akrabalarından haber alamamaktadır. Binlerce çocuk ebeveynlerinden uzaklaştırılmış, yetim kalmıştır.

Ümmetin Yetimi Uygurlar

2 Milyona yakın Uygur Müslüman Çin işgalcilerinin Doğu Türkistandakı Nazı kamplarına koyulmuş, ağır şartlar yüzünden çok sayıda şehit olan vardır. Müslüman Uygur çocukları Çin sömürge yönetimi tarafından ailelerinden zorla alınarak,çocuk yetiştirme merkezlerinde Çinlileştirme operasyonlarına mahruz bırakılarak dininden, kimliğinden kültüründen koparılıyor. ‘Kardeş Aile’ projesi adı altında her Doğu Türkistanlının evine bir Çinli erkek yerleştirerek namus ve iffetlerimizi tarumar ediliyor.

Çin’in zulüm kampları: Ağır çekimde ölüm

Arizona Üniversitesi’nden akademisyen Mehmet Volkan Kaşıkçı, Doğu Türkistan’daki Çin zulmünü çarpıcı örnekler üzerinden değerlendiriyor.
Kamplarda tutulan insanlara çeşitli ilaçlar verildiğine yönelik birçok tanıklık var. Ancak hala bu ilaçların etkileri hakkında net bir fikre sahip değiliz.
Çin kamptan çıkan kişiler için, özellikle de ülkeden ayrılmasına izin verdikleri için kefil istiyor.

Batılı insan hakları örgütlerinden Müslüman ülkelere: Doğu Türkistan’a neden destek vermiyorsunuz?

sivil toplum kuruluşları, Çin'in Doğu Türkistan'da yaptığı ihlalleri araştırması için bir BM soruşturma komisyonu oluşturulması çağrısında bulundu. söz konusu komisyona özellikle Müslüman ve Avrupa ülkelerinin öncülük etmesini istedi.
25 Şubat'ta Cenevre'de toplanacak BM İnsan Hakları Konseyi'nin bir karar alarak Doğu Türkistan'a uluslararası bir keşif heyeti göndermesini talep etti.

Çin’le Aramızı Bozma Yazısı

Sadece Türkiye’de değil, İslam dünyasının neredeyse her tarafında bir sessizlik var Doğu Türkistan konusunda. Hatta buradaki insanlarla çok yakın münasebet içinde olan akraba toplulukların yaşadığı ve “Batı Türkistan” diye anılan bölgede bile.
İslam dünyasının geri kalanında Doğu Türkistan konusunda bir hassasiyetin görülmemesinde en büyük sebep herkesin “küresel ekonomik güç” konumunda bulunan Çin’le iyi geçinmek peşinde olması elbette.

İnsan Hakları Örgütlerinden Hükümetlere Çağrı Açıklaması: Çin’in Etnik Din Ve Azınlıklara Baskıları Araştırılsın

Uluslararası İnsan Hakları Derneği ISHR, 36 insan hakları örgütüyle birlikte, özellikle Uygur ve diğer etnik bölgelerdeki insan hakları ihlalleri konusunda Çin'e yönelik bir karar çıkarması için hükümetlere çağrıda bulundu. Hükümetlerin bu yönde alacağı kararın, İnsan Hakları Konseyi'nin Çin'de insan hakları ihlallerini araştırmasına zemin oluşturacağı belirtildi.

Doğu Türkistan Türklüğün Müslümanlığın İnsanlığın Ortak Davasıdır

Türk Ocakları Kırıkkale Şubesi ve Kırıkkale Medya ve Gazeteciler cemiyetinin ortaklaşa düzenlediği "Doğu Türkistan Dramı'' adlı programa konuşmacı olarak katılan Hacı Bayram-ı Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk, tutuklu Doğu Türkistanlıların Çin tarafından İslam’ı reddetmeye zorlandığını söyledi.

Türkiye, Doğu Türkistan Türklerinin Son Umududur!

Şunun bilinmesi gerekir ki Doğu Türkistanlı Türkler Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ve kültürel ilişkileri bozmak niyetinde değildir, onların Türkiye Cumhuriyeti devletinden istediği tek şey, adaletsizliğe ve zulme karşı bir ses vermesi, haksızlığa karşı haklının, zalime karşı mazlumun yanında olduğunu ortaya koyması, Filistinli mazlum Müslümanlara gösterilen ilginin yüzde birinin Doğu Türkistanlı Müslüman Türklere de göstermesidir.

Doğu Türkistan Kıyameti Yaşıyor

Ateist, zalim ve barbar Çin yönetimi Uygur Türklerine akla hayale gelmeyen zulüm ve işkenceleri hiç çekinmeden yapmaktadır. Uygurların evlerini yıkmakta, topraklarını sorgusuz sualsiz gasp etmekte, soykırımı yapıp asimile etmekte, her türlü işkenceyi reva görmektedir.

Açın Kapıyı Herkes Görsün

Doğu Türkistanlıları kamplarda sistematik işkenceye tabi tutan Pekin ‘Buralar eğitim merkezi, bakın her şey çok güzel’ propagandası için seçilmiş gazetecileri seçilmiş bölgelere götürdü. BM, Af Örgütü raporları ve tanık ifadelerine rağmen ‘tatil köyü’ algısı yaratılmaya çalışıldı. Kara mizaha dönen ‘Çin tiyatrosu’ yerine bütün kapıların gözlem için uluslararası itibarı olan kuruluşlara açılması gerekiyor.

‘Kaşgarlı Mahmud’ demeyin, CIA’ye çalıştığınız düşünülebilir…

Uygur Türkleri başlığı geçtiğimiz yılın ortalarından beri giderek artan bir şiddetle idam, alıkonulma, asimilasyon haberleri ile anılıyor...
Derken işin rengi değişiyor zaten. Çünkü birileri ‘Tabii hoş şeyler değil, ama Çin ile aramızı bozmak ABD’nin işine yarar’ fikrini ortaya atıveriyor. Başka birileri de bu söylemin çıtasını yükselterek zırvayı zirveye taşıyor: ‘Öyle tabii, zaten zulüm de öyle abartıldığı kadar değil, Çinliler Uygur Türklerini eziyor demek CIA’e hizmet etmektir’.

Doğu Türkistan ve Mankurtlaştırmak

Doğu Türkistan, dünyanın ve Türkiye’nin görmezden geldiği yahut görmezden gelinmese de siyasi çıkarların gereği göz ardı edilerek feda edilen bir gerçek olarak ortada kalmış bir mesele, dinî, millî ve kültürel köklerinden kopartılmak istenen ve gözlerini açtığı andan itibaren “Sincanlı” olduğuna inandırılmaya çalışılan tutsaklar ülkesidir.