Çin'in, Doğu Türkistan'daki insan hakları ihlalleri, 6 Nisan ABD'nin başkenti Washington'da protesto edildi. Dünya Uygur Kongresi ile Uygur Amerikan Derneğinin organize ettiği "Uygurları Kurtarın" yürüyüşüne çok sayıda kişi katıldı.
Yazıların kategorisi: “Genel”
ÇKP’nin Müslüman azınlıkları kitlesel tecridi ve cebri endoktrinasyonu, onların kimliklerini zorla yeniden imal etmeyi hedefliyor. Dönüşüm kelimesi kamplar için kullanılan Çince resmî isimlerde (Eğitimsel Dönüşüm Merkezi) ve “aşırılıktan arındırma” düzenlemelerinde geçiyor. Parti artık iyiden iyiye, İslâm inancını, hatta Han Çinlisi olmayan etnik kültürleri dahi türdeş bir Çin kimliği hedefine aleyhtar görüyor
Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP), ‘radikalleşme’ bahanesi altında, Doğu Türkistan’daki Müslüman uygur Türk halkına karşı uyguladığı ‘asimilasyon’ politikası, Doğu Türkistan’ı dünyanın en büyük açık hava hapishanesine döndürdü. Yasakçı uygulamalar, milli ve İslami geleneklere göre yetişecek nesli, tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.
Diasporadaki Doğu Türkistanlılar Çin'in, Doğu Türkistan’daki insanlık dışı zulümlerine dünyanın dikkatini çekmeye çalışıyor ve belirli ölçüde de olsa uluslararası toplumun gündemine gelmiş durumda. Bu durumu hazmedemeyen Çin yönetimi bu kez tehdit ve şantajlara boyun eğmeyen ve bu kutsal mücadele yolundan dönmeyen aktivistlerin Doğu Türkistan’da yaşayan ailelerini, yakınlarını ve akrabalarını hapsederek intikam almaya çalışıyor.
Çin’de onlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının hapishanelerde olduğunu ve kendilerinden haber alınamadığına ilişkin söylentiler artıyor. İddiaları araştıran iki gazeteci, ortaya çarpıcı bilgiler koydu.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ülkesinin Doğu Türkistan'daki Müslüman Uygur ve Kazan Türklerine yönelik faaliyetlerini 'radikalleşmeye karşı' adımlar olarak tanımladı ve bu bağlamda kendilerine desteğinden ötürü Kazakistan'a teşekkür etti.
Çin’in, bu vahşetin örtbas edilmesi konusunda başta Kazakistan, Kırgızistan, Pakistan olmak üzere komşu ülkelelere yaptığı baskılar bilinmektedir.
Orta Asyalı öğrenci: “hocam eğer içinde Doğu Türkistan terimi geçen bir tez hazırlarsam ülkemde bana kadro verilmezmiş; tez konusunu değiştirelim”
Kazak hükümeti; Çin, Doğu Türkistan’daki Müslümanların kimliklerini silmeye çalışırken karşısına dikilmeyeceğini açıkça belli etti. Ancak yanı başlarındaki kamplar Kazaklar, Uygurlar ve diğer gruplarla dolup taşarken, Doğu Türkistan hakkındaki hakikat göz ardı edilemeyecek kadar büyüyebilir.
Toplama kamplarının hapishaneden hiçbir farkı olmadığını söyleyen güvenlik görevlisi, röportajda siyasi eğitim merkezleri hakkında ayrıntılı bilgi veriyor.
"Bir defa 80 yaşındaki Uygur bir teyzenin ayağının kırıldığını gördüm. O ayağına kelepçe takıp arabaya götürdüler. Yaşlı kadıncağız ağlayayım dese sesi çıkmıyordu."
Çin’in Doğu Türkistan’da yapmış olduğu bu zulmün, bu soykırımın ve katliamın; ne insani, ne vicdani, ne ahlaki, hiçbir şekilde izah edilebilir bir tarafı yok. Amerika Doğu Türkistan ile ilgileniyor bahanesinin arkasına sığınarak hiç kimse bu zulmü, katliamı, Çin’in imha politikalarını görmezden gelemez ve kendi sorumluluğundan kaçamaz!
4 üniversitemizde Konfüçyüs enstitüleri açılmıştır. Buna karşın Yunus Emre enstitülerine Çin'den izin verilmemiştir. Başta Doğu Türkistan şehirleri olmak üzere Pekin ve Şanghay gibi merkezlerde bunların açılması için yeniden başvuruda bulunulmalıdır. Kabul edilmediği takdirde Türkiye’deki Konfüçyüs merkezlerinin kapatılma süreci başlatılmalıdır.
Gülbahar Celilova: "günlük olarak ne olduğu belli olmayan bir ilaç yutmaya zorlanıyorlardı ve ayda bir 'duyguları uyuşturan' bir iğne yapılıyordu."
“Odamda, parmaklarına çiviler çakıldığı için kanlar içinde kalan kızlar ve yediği dayaklar yüzünden ölenler vardı.”
Çin sistematik bir şekilde 35 milyonluk bir topluluğu dönüştürmek istiyor. Kendisine benzetmek istiyor. Bana benzemiyorsan yok ol diyor. 21. yüzyılda haber almanın bu kadar kolaylaştığı bir dünyada Çin’in bunu yapması akıl almaz bir durum. Çin’in cesaret almasının sebebi dünyanın sessiz kalması ve yaptırım uygulayamamasıdır. Ben bütün dünyanın daha duyarlı olmasını istiyorum.
Araştırmacı Darren Byler ile röportaj:
Doğu Türkistan’da durum, birkaç yıldır günbegün kötüleşmeye devam etmekte. Azınlıklar Çinlileştirme ve 'standartlaştırma' amaçlı yeniden eğitim kampanyasıyla hedef alınıyor. “Terör Kapitalizmi” ve dijital diktatörlük koca bir kültürü ortadan kaldırmaya çalışıyor.
Çin’in Doğu Türkistan siyasetine karşı Moskova’da tek başına protesto yapan aktivist, siyasi düşüncesi ve Facebook sayfasındaki paylaşımlarında ‘‘Doğu Türkistan’’ sözünü kullandığı için Kırgızistan'ın Oş şehrinde sorguya çekildi.
Kazakistan polisi, Çin'in toplama kamplarına gönderdiği Doğu Türkistanlı Uygur ve Kazak Türklerinin salıverilmesi için faaliyet yürüten insan hakları aktivisti, Atayurt insan hakları örgütünün lideri Serikcan Bilaş'ı gözaltına aldı.
150 Türk mermer firmasının katıldığı Xiamen Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı’nda Türk mermerciler büyük şok yaşadı. 2016’dan bu yana Guangzhou, Yunfu ve Türkiye’de ofisleri bulunan 3 şirketin 4 yetkilisinin dün sabah kaldıkları otelde Çin polislerince gözaltına alındığı öğrenildi.
İtalyan din sosyoloğu Massimo Introvigne kaleme aldığı yazıda, Doğu Türkistan’daki Kazak Türklerinin dramı gözler önüne seriliyor. Müslümanların hapsedildiğini, işkence gördüğünü ve susturulduğunu belirten Introvigne; Kazakistan yönetimin de, Müslüman aktivistler, insan hakları savunucaları ve Çin’in şantaj tarzı diplomasisi arasındaki dramatik çatışmanın merkez üssü haline geldiğini söyledi.
"Çin Komünist Partisi kendi insanlarının dini özgürlükler konusundaki çığlığını duymak ve yanlışlarını düzeltmek zorunda. Bu bir savaş ve onlar kazanamayacak"...
"O kamplara gitme fırsatım olmasını isterim. Ancak bu sadece göstermelik değil. Şu andaki aktif kamplara gidip orada insanlarla özgürce konuşmak isterim."...
Başta Doğu Türkistan toplumu ve genelde Türk dünyası bu travmayı kolay atlatamayacak ve Çin yönetimi bu yamyam dünya görüşünden hiçbir zaman sıyrılamayacak. Daha kötüsü, yarın bu insanlar hepimizin yüzüne hiçbir şey olmamış gibi bakacaklar. Sakın ha “Nasıl bakacaklar?” diye düşünmeyin. Öyle düşünüyorsanız Çin’i hiç tanımıyorsunuz demektir.
Diğer Uygurlu tutsaklarda da olduğu gibi Arkadaşım Nurali’nin başına gelenler hakkında sağlıklı bilgi alabilmenin hiçbir yolu yok. Ölü mü? Yaşıyor mu? İşkenceye mi uğruyor? Sağlığı iyi mi? Hiçbir şey bilememek maalesef insanı hissizleştiriyor.
Çin'in Ankara büyükelçisi, Türkiye’nin Uygur Türklerinin durumunu eleştirmeye devam etmesi halinde Pekin ile ekonomik ilişkileri tehlikeye atacağı uyarısında bulundu. Türkiye’de büyük yatırımlar yapmak isteyen enerji ve alt yapı şirketlerinin özellikle bundan olumsuz etkileneceğini bildirdi. Türkiye’nin Çin ödeme platformu “WeChat” ve “AliPay” uygulamalarını desteklemesini önerdi.
İYİ Parti heyeti, Uygur Türkleri ile ilgili iddiaları görüşmek üzere Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüştü.
Heyet, Bakan Çavuşoğlu’ndan Çin’deki kamplarda tutulan Uygur Türkleri hakkında bilgi alınması ve bu kampı ziyaret etmek için Çin makamları ile temas kurulması taleplerini iletti. Daha önce reddedilen Meclis’te araştırma komisyonu kurulması önerisi de konuşuldu.
Çin'de Hıristiyanlara da baskı varsa onlar için de kamplar yapılıyor mu? Elbette hayır. Bunun nedeni Çin’in Batı piyasalarını gözden çıkaramaması olabilir. Yani Çin, Batı dünyasına muhtaç iken Müslümanlar Çin’e muhtaç. Ama sanırım asıl neden Uygurların Türk olmasından kaynaklanıyor. Çin'e Müslüman olmak bir tehdit ama Müslüman Türk olmak daha büyük bir tehdit.
Kaşıkçı cinayetinin izini parayla silmeye çalışan Prens, son olarak Çin’deki 10 milyar dolarlık anlaşmayla dünyaya itibar ‘pazarladı’. Karşılığında, Doğu Türkistan’daki işkence kamplarını savundu. Kirli diplomasi, milyonları asimilasyona tabi tutan Pekin’in zulüm projesine en net destek oldu.
İnsan Hakları Konseyinin 40'ıncı oturumun "yüksek seviyeli" bölümünde konseye hitap eden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Çin'in Uygur Türkleri ve Müslüman azınlıklara yönelik politikası hakkında konuştu.
Çavuşoğlu: Uygur Türkleri'ne yapılanlar endişe verici.
Çin’in Doğu Türkistanlılara yönelik zulmünde ABD'de üretilen malzemelerden yararlandığı ortaya çıktı. “Sağlık taraması” yalanıyla kolay takip edebilmek için Uygur Türklerinden 36 milyon DNA örneği toplayan Çin’e, ihtiyacı olan teknoloji, ABD’den gelmiş.
Amerikan biyoteknoloji üreticisi Thermo Fisher, Uygur Türklerinin DNA veri bankasını çıkarmak isteyen Çin'e malzeme satışını durduracağını açıkladı.
Doğu Türkistan Teşkilatlar Birliği tarafından Beyazıt meydanında basın açıklaması düzenlendi. Komünist Çin hükümetinin Doğu Türkistanlılara yaptığı zulüm ve işkenceler her gün artarak devam ediyor. Milyonlarca insanın toplama kamplarında tutulduğu Doğu Türkistan’da hayat çekilmez hale gelirken, Türkiye’dekiler, akrabalarından hiçbir şekilde haber alamıyor.
Toplama kampları bugün Doğu Türkistan’daki zorba rejimin en çok göze çarpan, en geniş kapsamlı aygıtı. Toplama kamplarında hayatını kaybedenler var. Ancak toplama kampları Doğu Türkistan’da tecrübe edebileceğiniz en ağır ortam değil. Bunların dışında şartları çok ağır olan hapishaneler, insanların zorla çalıştırıldığı fabrikalar, ev hapsi gibi tecrit yöntemleri de vardır.
İsmail Gaspıralı’nın yazdığı “Arslan Kız’”,Necip el-Kiylanî’nin Türkistan Geceleri, Abdürreşit İbrahim’in hatıratı da yeterli derecede ilgi görmüş değildir. Asya’da Beş Türk ve Çin Türkistan Hatıraları’nın da üzerinde çokça konuşulmuş değildir. Hâlbuki bu kitaplar tarihî coğrafî sınırlarımızın dramatik değişimini anlamamız açısından çok önemlidir. İklil Kurban’ın Doğu Türkistan İçin Savaş adlı kitabı mutlaka okunmalıdır.





























