İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bir İşe İhtiyacı Vardı, Çin Ona İş Verdi: Kendisi Gibi Müslüman Vatandaşları Tutsak Etmek

*Austin Ramzy tarafından kaleme alınan bu yazı 2 Mart 2019 tarihinde New York Times gazetesinde yayınlanmıştır. Stand with Uyghurs grubu tarafından Türkçeye çevirilmiştir.
*This is a translation of an article published on March 2, 2019 by Austin Ramzy on New York Times newspaper.

Çin hükümeti Müslüman vatandaşlar için yürürlüğe koyduğu geniş çaplı tutuklama programı sebebiyle giderek daha da fazla polisi istihdam etmek zorunda kalıyor. İşe alınan yeni polisler ise söz konusu tutuklama programı ile baskı altına alınan etnik grupların arasından geliyor.

Baimurat.jpg

Almatı, Kazakistan.
Kurduğu iş batmıştı ve bakmakla yükümlü olduğu bir eşi ve iki çocuğu vardı. Bu sebeple, Çin’in uzak batı kısmındaki Uygur bölgesinden yetkililer ona yedek polis kuvvetlerinde iş teklif ettiğinde Baimurat, yüksek miktarda bir maaş ve çeşitli avantajlarla gelen bu işi kabul etti.

Aylarca yol kenarlarındaki kontrol merkezlerinde görev yapıp hükümetin kara listesinde bulunan ve genellikle Müslüman etnik azınlıklardan insanları bulmaya çalıştı. Kazakistanlı bir Müslüman olarak, kimi zamanlar yaptığı iş konusunda içi rahat etmedi; ancak, paraya ihtiyacı vardı.

Bir gün kendisine elleri kelepçeli 600 kadar tutukluyu yeni tesislere götürürken yardım etmesi söylendi -burada gördükleri onu şaşkına çevirmişti. Görevliler burayı bir mesleki eğitim merkezi olarak adlandırmışlardı, ancak burası demirler ardında yatakhaneleri ve tuvaletleri olan bir hapishaneydi. Tutuklular arasından bir tanesi uzaktan bir tanıdığıydı ancak adam çok kilo kaybettiği için ilk gördüğünde kim olduğunu anlayamamıştı.

39 yaşındaki Baimurat hislerini bastırmak zorundaydı.

O günleri hatırlayarak “Her yerde kameralar vardı ve sizin rahatsız olduğunuzu görürlerse başınız derde girerdi.” diye belirtti Baimurat.

… …

Çin hükümetini Sincan (Doğu Türkistan) çevresinde konumlandırdığı toplama kampları ağında bir milyona yakın Uygur, Kazak ve diğer etnik gruplardan Müslüman azınlıkları tutuklu bulunuyor. Bu durum uluslararası arenada kınamaları Çin’in üzerine çekmiş durumda. Bu toplama kampları sebebiyle Çin hükümeti, batı ucundaki stratejik önemi yüksek sınırın çevresindeki güvenlik kontrollerini ciddi bir şekilde genişletmiş bulunuyor.

Sınırın çevresindeki aşırı yığılma, yine Çin hükümetinin hedefindeki etnik azınlıkların içerisinden kişilerin istihdam edilmesi üzerine bina oluyo. Bu şekilde Çin hükümeti, söz konusu toplulukları ve aileleri bölüyor ve Baimurat gibi birçok vatandaşı zor tercihler arasında bırakıyor.

kazakistan
Fotoğraf: Kazakistan’ın Almati bölgesindeki insan hakları topluluğunun Kazak halkını destekleyen müvekkilleri Müslümanların tutulduğu Sincan Uygur bölgesinden kaçmaya başladı. Bu fotoğraflar hala orada bulunmakta olan aile bireylerini gösteriyor.

Kendisinin ve ailesinin kaçtığı Kazakistan’da yapılan bir dizi röportajda, Baimurat Sincan (Doğu Türkistan)’daki güvenlik güçleri ve onlar tarafından istihdam edilen kişilerin günbegün içine düştüğü ikilemler hakkında değerli ve ilk elden bilgiler sundu.

Yalnızca tek isim kullanan Baimurat bölgenin başkenti olan Urumçi’nin kırsal kesimindeki Oitai bölgesinde polis güçleri için çalışmış olmaktan duyduğu pişmanlık dolayısıyla bu konuda konuşmaya karar verdiğini söyledi.

“Kamplarda pek çok insanın acı çektiğini gördüğüm için yaşananları paylaşma zorunluluğu hissediyorum,” dedi Baimurat.

Dış İşleri Bakanlığı sözcüsü Hua Chunying, Baimurat’ın sözünü ettiği aylar içerisinde Oitai bölgesinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını doğruladı. Ancak, bu görevin karakolda değil de bir alışveriş merkezinde olduğunu söyleyerek Baimurat’ı yalancılıkla suçladı.

Fakat kendisiyle yapılan birkaç röportaj esnasında aktardıkları birbiriyle tutarlı bilgilerdi ve polis güçlerinin işe alımı konusundaki kayıtlar ve kamp mahkumlarının aktardıkları ile örtüşüyordu.

… …

Sincan (Uygur) bölgesindeki Kazaklara yardım eden insan hakları savunucusu Serikzan Bilaş’ın anlattığına göre, geçen ay konu üzerinde yaptığı açıklamalardan sonra Baimurat, söylediklerini yalanlamazsa Çin’deki akrabalarının tutuklu kamplarına koyulacağını söyleyerek onu tehdit eden telefonlar aldı.

Baimurat 2009 senesinde Kazakistan’a göç etmişti ve ancak birkaç yıl sonra ailesine yakın olmak için Sincan (Doğu Türkistan)’a yerleşmişti. Meyve ve Kazaklara özgü olan at eti satışı yaptığı kendi işinde çalıştıktan sonra başarısız olunca 2017’de polis güçlerine katıldığını ve 700 dolar civarında iyi bir maaşı ve yan avantajları olduğunu söyledi.

Baimurat’ın görevleri arasında ana yollardaki kontrol noktalarında yolcu araçlarını ve kimlikleri incelemek de vardı. Devletin izlenenler listesindeki insanları bulmak için görevlendirilmişti ve cep telefonlarında yasaklı içeriklerin varlığını kontrol ediyordu.

Polis görevlilerine özellikle Urumçi’de 2009’da meydana gelen ve ölümle sonuçlanan isyanlarla ilgili resimleri aramaları söylenmişti.

Yetkililer bu isyana sıkı güvenlik önlemleriyle karşılık vermiş ve bu durum 2013 ve 2014’te gerçekleşen ve radikal İslamcı Uygurluların üzerine atılan saldırılardan sonra güçlenmişti. Devlet 2016’da Sincan (Uygur) bölgesinde yeni bir yönetici atamış ve bunun ardından baskı artarak Sincan Uygur bölgesi gözetleme aygıtlarıyla dolmuştu. Avusturalya’daki La Trobe Üniversitesi’nden James Leibold ve Almanya’daki Avrupa Kültür ve Teknoloji Koleji’nden Adrian Zenz’e göre, Baimurat gibi yedek polis güçlerinin istihdamı da aynı zaman diliminde hızla artmıştı.

Zenz ve Leibold’un konu üzerine yayınlanan makalesine göre, 2017 senesine gelindiğinde Sincan (Doğu Türkistan)’daki polis kuvvetleri on sene önceki sayılarından beş kat daha fazla hale gelmişti. Devlet özellikle etnik azınlıkları işe alıp mahkumlar ve polis güçleri arasında oluşan hoşnutsuzluğu daha da artırmaya çalışmıştı.

Çin’deki baskın etnik grup olan Hanların 10 yıllardır bölgeye göç etmesi bir taraftan Sincan Uygur bölgesinin demografini değiştirirken diğer taraftan Uygurların huzursuzluklarını arttırdı. Bir zamanlar Sincan (Doğu Türkistan)’da çoğunluk olan Uygurlar, resmi rakamlara göre artık 22 milyon nüfusa sahip bölgenin yalnızca %46’sını meydana getiriyorlar. Buna karşılık Hanlar %40, Kazaklar ise %7’lik bir nüfusa sahip.

Çin hükümeti, kaynaklar bakımından zengin olan bu bölgede ekonomik gelişmenin gerilimi azaltacağını umuyordu. Ama birçok Uygur ve Kazak büyümenin dışında bırakılmaktan ve İslamı, kültürlerini yaşamada ve dillerini kullanmada maruz kaldıkları sınırlandırmalar ile birlikte işe alımlarda yaşanan ayrımcılıktan yakınıyordu.

Çin yetkilileri devlet medyasında yerel polisin katkılarını öven konuşmalar yaptı. Ancak güvenlik güçlerine katılanlar hem devlet tarafından hem kendi halkları tarafından şüpheli olarak görülüyor.

“Bunlardan bazıları mensubu olduğu etnik gruba ihanet eden yozlaşmış tipik birer hain,” diyor Almanya’daki Uygur aktivist Dişad Raşit. “Bazıları ise hala vicdan sahibi ama kendilerinin ve ailelerinin güvenliği için o üniformaları giyiyor.”

Washington’daki Uygur aktivist Tahir İmin Uygurlar için iyi iş imkanları az olduğundan kendisinin dört akrabasının Sincan (Doğu Türkistan)’da polis olarak çalıştığını söyledi.

“Sıradan insanlar ile Uygur polisler arasında büyük sorunlar var.” dedi. İnsanlar onlardan nefret ediyor ve onları hain olarak görüyor ve Çin’in köpekleri diye adlandırıyorlar.

Kazak aktivist Bilash Sincan (Doğu Türkistan)’dan kaçan Kazakların Baimurat’ın polis adına çalışmış olduğu gerçeğini ona karşı kullanmadıklarını söyledi.

Bilash “Kimse onu suçlamıyor çünkü başka bir seçeneği yoktu” diyor.

Bilash siyaset olarak sadık olmadıklarına dair işaretlerden dolayı polislerin içinde kendi gibi olanların her zaman yakın takip altında olduğunu söyledi.

Kendisinden düzenli olarak endoktrinasyon programlarına katılıp Çin devlet başkanının bazı sözlerini ezberlemesi bekleniyordu. Azınlık gruplardan gelen memurların birbirleriyle Çince dışında bir dilde konuşmaları yasak olduğunu ve ağızlarından Kazakça ve Uygurca bir kelime kaçarsa cezalandırıldıklarını ekledi.

Bütün tecrübeleri arasında en kötüsünün ise insanları toplama kamplarına götürmek olduğunu söyledi.

Çin hükümeti, toplama kamplarını Müslümanları radikal dini hareketlerden uzaklaştırıp şiddeti durduran mesleki eğitim kampanyasının bir parçası olarak sunuyor. Eski tutuklular ise yetkililerin suçsuz insanları alıkoyup onları dini inançlarından vazgeçmeye zorladıklarını söylüyor.

Bununlar birlikte kamplarda zorunlu çalıştırmaya dayalı bir sistemin oluşturulduğuna dair de kanıtlar ortaya çıkmış durumda.

Baimurat, “Çine döndüğüm için pişman oldum. Buraya dönme kararı çok kötü şeyler yapmama sebep oldu,” diyor.

Baimuratın dönüşünden hayıflanması için bir sebebi daha vardı: Yetkililer onun Kazakistan’da yaşadığını ve vatandaşlık aldığını öğrenmişti. Son yıllarda, polis yabancı bağlantılı kişileri şüpheli olarak görmeye ve bu sebeple de toplama kampına göndermeye başlamıştı.

Baimurat Çin’den çıkmak istedi ancak 2013’te Çine döndüklerinde o ve ailesi Kazak pasaportlarını çoktan teslim etmişlerdi. İçerde kapana kısılmışlardı. Baimurat o günleri hatılarken “Kokudan bacaklarım titiyordu.” diyor.

Sınırdan geçmelerine izin vermeden önce polisler çocukları dahil Baimurat’ın bütün ailesini saatlerce sorguladı. Nihayet Kazakistan topraklarına geçtiklerinde dizlerinin üzerine çökeret şükretmişti.

“O kadar mutluyduk ki…” diyor Baimurat, “Cehennemden çıkmış gibiydik.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: