Türkiye Uygur Teşkilatları Platformu’nun organizasyonu ve Uygur Akademisi Vakfı’nın ev sahipliğinde, 24 Ocak 2026 tarihinde İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde Doğu Türkistan Teşkilat Liderleri ve Aydınlar İstişare Toplantısı gerçekleştirildi.
Toplantıda öncelikle Türkiye’de yaşayan Uygurların mevcut durumu ve karşı karşıya oldukları sorunlar kapsamlı biçimde ele alındı. Bu çerçevede, Türkiye’de henüz Türkiye vatandaşı olmayan bazı Uygurların kimliklerine “devlet güvenliğine tehdit” (G87) kodu konulmasının Uygur toplumunda ciddi mağduriyetlere yol açtığı ifade edildi. Söz konusu uygulamanın, yalnızca Türkiye vatandaşlığı ve uzun süreli ikamet izni alınmasını engellemekle kalmadığı; aynı zamanda bu kişilerin günlük yaşamlarını da derinden olumsuz etkilediği vurgulandı.
Bu sorunun çözümüne yönelik olarak, aydınlardan oluşan bir grubun konuyla ilgili kısa ve somut bir rapor hazırlaması, ardından Türkiye’deki yetkili devlet kurumlarıyla acilen görüşmeler gerçekleştirmesi gerektiği dile getirildi.

Toplantının devamında, Türkiye’deki Doğu Türkistan teşkilatları arasındaki işbirliği meselesi ve bu alanda yapılabilecek çalışmalar istişare edildi. Mevcut durumda teşkilatlar arasında, ortak toplantılar düzenlemek ve gösteriler gerçekleştirmek gibi sekiz başlık altında işbirliği yürütüldüğü; ancak bu işbirliği biçimlerinin, Türkiye’deki Uygurların karşılaştığı zorlukları ve tehditleri aşmada yetersiz kaldığı belirtildi. Ayrıca, Türkiye’de yaşayan Uygurların ve Türkiye devletinin, Doğu Türkistan teşkilatlarından beklediği kapsamlı ve etkili işbirliği mekanizmasının henüz hayata geçirilemediği; bu durumun bazı kişi ve teşkilatların kayıtsızlığından kaynaklandığı ifade edildi.
Bu sorunların aşılması amacıyla, yakın zamanda uygun bir zeminde teşkilatlar arası gerçek ve sürdürülebilir bir işbirliği ile ortak sorumluluk mekanizmasının oluşturulması için çaba gösterilmesi yönünde görüş birliğine varıldı.

Toplantının ilerleyen bölümünde, Çin’in sürgündeki Uygurlara yönelik sınır ötesi baskı, tehdit ve suikast politikaları ele alındı. Bu politikalar sonucunda bazı Uygurların Çin’in oyununa geldiği, soykırımın hâlen devam ettiği bir ortamda, Çin makamlarının organizasyonuyla Doğu Türkistan’a giderek Çin’in yalan propaganda araçlarına dönüştüğü ifade edildi. Ayrıca, bu tür ziyaretlerin başka Uygurları da Doğu Türkistan’a gitme düşüncesine teşvik ettiği; bunun ise Çin’in, sürgündeki Doğu Türkistan ulusal bağımsızlık mücadelesini zayıflatmaya, siyasi aktivistleri ve teşkilatları yalnızlaştırmaya yönelik bir komplo niteliği taşıdığı belirtildi. Bu duruma karşı, Doğu Türkistan teşkilatları ile aydınların birlikte hareket ederek bir milli uyanış süreci başlatmasının ve buna karşı koymanın çeşitli yollarının değerlendirilmesi gerektiği üzerinde duruldu.
Son olarak, Türkiye’nin Çin vatandaşlarına yönelik vize muafiyetinin, yakın gelecekte Türkiye’de yaşayan Uygurların güvenliği açısından ciddi riskler doğuracağı ifade edildi. Çin’in bu durumdan yararlanarak Türkiye’ye çok sayıda casus ve suikastçı gönderebileceği uyarısında bulunuldu. Buna karşılık, teşkilat liderleri, aydınlar ve âlimlerin gerekli güvenlik tedbirlerini almasının elzem olduğu; ayrıca Türkiye’deki ilgili devlet kurumlarıyla görüşmeler yapılarak, Türkiye’de yaşayan Uygurların güvenliğinin Türkiye devleti tarafından korunması ve güvence altına alınması gerektiği özellikle vurgulandı.




İlk yorum yapan siz olun