İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Çin Büyükelçiliği’nin Yalanları ve Yanıtlamaktan Kaçındığı Sorular

2019 yılın sonunda Çin’den ortaya çıkanÇin virüsünün (COVİD-19) dünya bazında büyük bir pandamı yaratmasıyla beraber birçok ülke bu salgından etkilendi ve büyük zararlara uğradı. Aynı zamanda Türkiye, bu salgın sırasında toplam 210 binden fazla insanın virüse yakalanması, 5 binden fazla insanın hayatını kaybetmesi, ekonominin durması gibi çok ağır zararlara uğradı. Bu çeşit zararlar hala devam ediyor ve her gün geçtikçe artıyor.

 Çin’in Ankara Büyükelçiliği virüs üzerindeki sorumluluğundan dolayı Türk halkıdan özür dilemek yerine kendini sorumluluktan kaçırmak için sürekli mantıksız yalanları üretiyor ve Türkiye kamuoyunu kandırmaya çalışıyor. Çin Büyükelçiliğinin bu tür utanmaz yaklaşımları Türk kamuoyu tarafından sert tepkiler aldı. Örneğin, Çin Büyükelçiliğinin 2 Haziran 2020 tarihinde Facebook resmi sayfasında paylaştığı bir yazıda, Çin’in bu virüsün sorumlusu olmadığını, aksine kendisinin de bu virüsün kurbanı olduğunu, vakaları ilk dünyaya bildiren ülke olduğunu belirtti ve Çin’i sorumlu tutma söylentilerinin yanlış olduğu iddiasında bulundu.

Ancak Çin’in Büyükelçiliği bunları açıklarken 2019’un sonunda meydana gelen virüsün neden aylarca gizlendiğini, Çin’in açıklamasından yaklaşık bir ay önce bu haberi açıklayan Doktor Li Wenliang’i neden tutukladıklarını, Wuhan karantinaya alınan ilk zamanlarda Wuhan’dan Çin’in başka şehirlerine uçuşlar durdurulmuşken neden yurtdışına uçuşları iptal etmediklerini açıklamadı. Buna karşı Türk vatandaşları Çin’in Ankara Büyükelçiliğinin söylentilerine inanmayacağını ve Çin’in vahşi yalanlarını yemediklerini belirtmekle birlikte Doğu Türkistan’a yaptığı zulümleri kınadılar.

Türk kamuoyunun bu çeşit tepkilerine rağmen Çin’in Ankara Büyükelçiliğinin yalanları hiç bitmiyor. Bu aralarda Çin Büyükelçiliğinin Doğu Türkistan konusu üzerinde paylaştığı yalanlarını Türkiye kamuoyu ve Türkiye’de yaşayan Doğu Türkistanlılar sert tepkiler ile karşıladı. Bilindiği gibi birçok demokratik ülke Çin’e karşı kampların kapatılması, Doğu Türkistan’ın yerel halkı olan Uygur, Kazak, Kırgız gibi Türk halklarına yönelik zulümlerin durdurulması üzerinde çağırıda bulunmuştu. Bölgeden gelen haberler, belgeler ve yurt dışında yaşayan Doğu Türkistanlıların akrabaları ve tanıdıkları hakkında verdiği tanıklıklar sayesinde Çin faşizminin Doğu Türkistan’daki soykırımının gerçek yüzü ortaya çıkmıştır. Ceza kampları ve hapishanelerde 5 milyondan fazla Uygur, Kazak gibi yerel halkın tutuklu olduğu, bu kamp ve hapishanelerdeki insanın aklı almaz işkenceler, kadınlara zorlu kürtaj, çocuk kampları, gençlerin köle işçi olarak zorla Çin’e götürülmesi, bölge sakinlerinin dini, dili ve kültürünün yasaklanmış olması gibi sayısız insan hakları ihlalleri uluslararası kamuoyunda bilinen ve ispatları gösterilen olaylardır. O kadar çok ispatların (iddiaların doğruluğunu destekleyen Çin hükümetinin kendi hazırladığı belgeleri de vardır) olmasına rağmen Çin’in Ankara Büyükelçiliği resmi hesaplarında Doğu Türkistan’daki soykırımı politikasını hala övüyor ve onların iddialarına karşı yanıt veren ya da ispatları göstererek soru soran kişilerin sorularını cevaplamak yerine onları engelliyor. Örneğin Çin’in Ankara Büyükelçiliği resmi Facebook sayfası üzerinden 10 Temmuz 2020 tarihinde yayınladığı bir yazıda Doğu Türkistan’daki toplama kampı söylentilerinin yalan olduğunu ve bu kampların “mesleki eğitim ve öğretim merkezi” olduğu, bu merkezlerde aşırı dinciliğe karşı dil, hukuk ve mesleki eğitimin verildiği iddiasında bulundu.

Büyükelçiliğin bu yalan iddialarına karşı suçsuz olduğu halde zorla toplama kampına götürülen, hapishanelerde tutuklananların yurt dışındaki akrabaları, ispatlarla tepki verdi, akrabalarının şu anki durumlarını sordular. Ancak önceki gibi herhangi bir yoruma cevap gelmedi.

Bu sürede Çin’in Ankara Büyükelçiliğinin yazısına tepki veren birkaç kişiyle kısa röportaj yaptık. Türkiye’de yaşayan Doğu Türkistanlı Tursuncan ABLET, Çin’in Doğu Türkistan’daki zulmünden 3 yıldır anne babasıyla herhangi bir iletişim kuramadığını, geçen senenin sonunda Tıp üniversitesinde yüksek lisans eğitimi görmekte olan kız kardeşinin 2018 yılında okuldan ceza kamplarına götürüldüğünü öğrendiğini söyledi. Kendinin 8 aydan beri Çin’in Ankara Büyükelçiliğinden ailesinin durumunu sorguladığını, hala herhangi bir net cevap alamadığını belirtti. Tursuncan, geçen senenin aralık ayında Çin Büyükelçiliğin resmi Twitter sayfasında ailesiyle irtibatı kesilen Çin ve Yabancı vatandaşlarının Ankara Büyükelçiliği veya İstanbul Başkonsolosluğuyla irtibata geçerek bilgi edinmesi duyurusunda bulunduğunu, ancak vatandaşlar onlarla irtibata geçtikten sonra herhangi bir net bilgi verilmediğini, Çin Büyükelçiliğin söylediklerinin sadece bir yalan söylenti olduğunu söyledi. Tursuncan Son sözünde, Büyükelçiliğin bir ülkeyi temsil eden resmi kurum olarak bu çeşit yalanlarla insanları kandırmaya çalışması ve bu kadar tepkilere rağmen sürekli yalan haber yayınlaması bir ülkeyi temsil eden kuruma ve diplomatlara yakışan davranış olmadığını, Büyükelçiliğin bu tür yalanları yaymak yerine kendi akrabalarını soran Doğu Türkistanlara cevap vermesi gerektiğini belirtti.

Büyükelçiliğin paylaşıma sert tepki veren diğer bir Doğu Türkistanlı Cevlan ŞİRMEMET röportaj vererek annesinin sadece Türkiye’de eğitim gören oğlunu görmek için Çin turizm ajansıyla beraber Türkiye’ye gelen annesinin 5 yıllık hapishane cezasına uğradığını, İstanbul başkonsolosluğuyla iletişime geçtiğinde başkonsolosluğun onun Mısırda Çin’e karşı örgütlere katıldığını ve annesinin tutuklanmasına oğlunun suçlu olduğunu söylediğini açıkladı. Başkonsolosluğun söylentilerini reddeden Cevlan, hiçbir zaman Mısır’a seyahat etmediğini, kendinin tüm seyahati Çin-Türkiye arasında olduğunu söyledi. Bu konuda İstanbul Başkonsolosluğa Mısıra seyahat etmediğine dair tüm ispatları göstermiş olmasına rağmen hala annesi üzerinde herhangi bir bilgi alamadığını, sonunda İstanbul Başkonsolosluğun kendini Twitter’den engellediğini belirtti. Bir ülkenin temsilcisi olan Çin’in İstanbul Başkonsolosluğun Türkiye’de yaşayan bir vatandaşına esassız bir şekilde suç artması inanılmaz bir yalancılığın kanıtıdır dedi Cevlan. Çin Başkonsolosluğunun yurtdışında yaşayan bir vatandaşına keyfi bir şekilde yoktan suç uydurmaya kalkması Doğu Türkistan’da tutuklanan annesinin suçsuz olduğunun bir yan kanıtı olabileceğini belirtti. Sözünün sonunda Cevlan kendinin bir hukuk fakültesi mezunu olduğunu, Çin’in Ankara Büyükelçiliğinin paylaşımında yer alan ceza kampındaki insanlara “hukuk bilgisi eğitimi” verdiği söylentisinin utanmaz bir iddia olduğunu, kendi ana yasasını, yasalarını çiğneyerek Doğu Türkistan’da ceza kaplarını inşa eden Çin’in suçsuz Uygur Türklerine ceza kamplarında “hukuk bilgisi eğitimi” veriyoruz demesi gerçekten en büyük yalandır dedi.

Diğer bir röportajımızı kabul eden Lale ŞAHİN hanım, kendi Twitter hesabının aylar önce Çin Büyükelçiliği tarafından engellendiğini anlattı ve Çin’in bu iddialarına kendi ve ailesindekilerin hiç inanmadığını söyledi. “Çünkü görüyorum Çinlilerin yaptıkları işkenceleri” dedi Lale Hanım. Söz arasında Lale Hanım, Çin’in bu tür propagandalarının bazen olaylardan habersiz insanları kandırmaya işe yarayacağını, dolaysıyla Çin’in bu tür yalanlarına karşı ifşa etmenin ve tepki verilmesinin önemli olduğunu belirtti.

İlk yorum yapan siz olun

Bir Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: