Ankara’da düzenlenen toplantıda, Doç. Dr. İlham Tohti’nin Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesi için güçlü bir çağrı yapıldı. Sivil toplum temsilcileri ve akademisyenler, Tohti’nin barışçıl mücadelesinin evrensel bir insan hakları simgesi olduğunu vurgularken, uluslararası toplumu harekete geçmeye davet etti.
Uygur Türkü akademisyen ve ekonomist Doç. Dr. İlham Tohti’nin Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesi amacıyla Ankara’da dikkat çekici bir toplantı düzenlendi. İlham Tohti İnisiyatifi Hareketi, İsa Yusuf Alptekin Vakfı ve Yesevi Hareketi paydaşlığında 28 Ocak 2026 tarihinde Ankara’daki Meyra Palace Otel’de gerçekleştirilen toplantıya sivil toplum temsilcileri, akademisyenler ve basın mensupları katıldı.

Toplantıda, 2014 yılında Çin’in başkenti Pekin’de tutuklanarak müebbet hapis cezasına çarptırılan İlham Tohti’nin düşünce özgürlüğü kapsamında yürüttüğü akademik ve sivil faaliyetler ile Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri ele alındı.
“İLHAM TOHTİ EVRENSEL BİR VİCDAN SİMGESİ”
İlham Tohti İnisiyatifi Hareketi Başkanı Enver Can, Tohti’nin yalnızca Uygur halkının değil, evrensel insan hakları mücadelesinin de vicdani simgelerinden biri haline geldiğini söyledi. Can, Nobel Barış Ödülü’nün Tohti’ye verilmesinin, şiddete başvurmadan hak aramanın ve hukuku esas alan direnişin evrensel bir değer olarak teyit edilmesi anlamına geleceğini vurguladı.

Can, özellikle akademik çevrelerin ve düşünce insanlarının sürece daha güçlü destek vermesinin hem Tohti’nin özgürlüğü hem de Uygur meselesinde barışçıl çözüm arayışları açısından hayati önemde olduğunu ifade etti.
UYGUR TÜRKLERİNE “İYİ VATANDAŞ – KÖTÜ VATANDAŞ” UYGULAMASI
Yesevi Hareketi Ankara Başkanı Miraç Gür, Çin’de Uygur Türklerine yönelik gözetim ve baskı uygulamalarına dikkat çekti. Gür, Uygurların telefonlarına zorla yüklenen yazılımlar aracılığıyla tüm kişisel verilerinin takip edildiğini, mesajlaşmalarından internet kullanımına kadar her hareketlerinin izlendiğini belirtti.

Bu uygulamaların, “sosyal kredi sistemi” üzerinden puanlamaya dönüştürüldüğünü ifade eden Gür, Uygur Türklerinin dini kimlikleri, kültürel tercihleri ve ziyaret ettikleri internet siteleri nedeniyle “kötü vatandaş” olarak sınıflandırıldığını dile getirdi.
“NOBEL SİYASİ OLSA DA TOHTİ BU ÖDÜLÜ HAK EDİYOR”
Toplantıda konuşan Prof. Dr. Ömer Kul, Nobel Barış Ödülü’nün siyasi bir yönü olduğunu düşündüğünü ancak İlham Tohti’nin duruşu, çektiği eziyetler ve barışçıl mücadelesiyle bu ödülü sonuna kadar hak ettiğini söyledi.

Kul, ödülün verilmesinin bir insanın hayatının kurtarılmasına ve insanca yaşamasına vesile olabileceğini ifade ederek, Doğu Türkistan’da yaşanan asimilasyon politikalarının devam etmesi halinde önümüzdeki 15–20 yıl içinde bölgede “Uygur’um” diyebilecek insanların kalmayabileceği uyarısında bulundu.
ULUSLARARASI TOPLUMA ÖZGÜRLÜK ÇAĞRISI
Toplantıda, İlham Tohti’nin Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesine yönelik girişimler kamuoyuyla paylaşıldı. Katılımcılar, bu adaylığın Doğu Türkistan’daki baskıların uluslararası görünürlüğünü artıracağı ve barışçıl çözüm çağrılarını güçlendireceği görüşünde birleşti.

Sivil toplum temsilcileri, Tohti’nin serbest bırakılması için uluslararası topluma daha güçlü ve koordineli bir çağrı yapılması gerektiğini vurguladı. Yetkililer, Tohti’nin özgürlüğünün yalnızca bireysel bir hak meselesi değil, milyonlarca Uygur ve diğer Türk topluluklarının geleceği açısından da kritik bir öneme sahip olduğunu ifade etti.






İlk yorum yapan siz olun